Aykırı-76

2011-09-28 01:31:00

Devamı

Gölge

2011-09-28 01:28:00

  gölge güneşin gölgesi vururken saçlarından dökülen boşluklarla dolu geceye yalnızlığın arka sokağıdır yüzün birkaç damla gözyaşı serpiştirilmiş ve birkaç damla mutluluk sadece coşkun günlerin tozlu dakikaları sinerken göğsüne toprağın bir pencere açılır çıkar sessizce dumanları saflığın gözlerin güneşi sayıklar aya zaman dörtnalayken, bekleyiş yaya parmak ucunda filizlenir her yeni gün ve sen nereye baksan oraya taşınır dünya.                        mehmet önder  Devamı

Hor ve Hoş Görme/Sövme ve Övme

2011-09-28 01:23:00

HOR VE HOŞ GÖRME / SÖVME VE ÖVME   Ayak basıyorsun diye toprağı hor görme Ona alnın da değiyor ediyorsun secde   Hali berbat diye sakın garibana gülme Belki seçildi o dünyada temizlenmeye   Şeytana atıyorsun diye taşı hor görme Hacerül Esved diye öpüyorsun Kabede   Başına kötü bir iş geldi diye üzülme Yokuş çıkmadan varabilir misin inişe   Karanlık kapladı diye geceyi hor görme Yıldızları görüyorsun ancak bu sayede   Dünyadan gittin diye hayret etme ölüme Ölüp göçmeden nasıl gireceksin cennete   Bunları söyledi diye Ahmet’i hoş görme Her şey O’dur ve her şey O’nun, kulunu övme                                ahmet koçak aykırı’YI BULABİLECEĞİNİZ YERLER:   FATİH-İnkılâp Kitabevi, hoca üveys Kütüphanesi, Bilim ve Sanat Vakfı, Özgün Yayınları BEYOĞLU- Simurg Kİtabevi ÜSKÜDAR-Kaknüs, Yedi İklim, Zen, Üsküdar K.evleri SÜLEYMANİYE-Ağa Kapısı TOPKAPI-Akabe Vakfı (Denge Yay.), Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu MARMARA ÜNİ.GÖZTEPE YERLEŞKESİ- Eğitim Fak., Fen Edebiyat Fak., İletişim Fak. Koridorları YILDIZ TEKNİK ÜNİV.-Fen-Edebiyat Fakültesi ve Sosyal Bilimler FakültesiKoridorları ANKARA-Vadi Yayınları İZMİR/BUCA- Buca Eğitim Fakültesi (Edebiyat Öğrt. Böl.) KONYA-Nöbetçi Fotokopi(Rampalı Çarşı) Enes Kitabevi,Kitap Dünyası KONYA/EREĞLİ-Ereğli ... Devamı

Kapı Komşum Hüzün

2011-09-28 00:50:00

KAPI KOMŞUM HÜZÜN            Vefanın veda ettiği bugünlerde          Tek bir dostum kaldı geriye:          Kapı komşum hüzün !          Hiç unutmaz hiç aksatmaz beni          Hemen her gün sorar hatırımı halimi          Lakin bir kusuru vardır elbette          Tahammülü yoktur yüzümdeki tebessüme          Ne bir söz eder o an ne bir kelime          Ta ki bulutlanıncaya dek gözlerim.          Yağmur damlaları iner inmez yanaklarıma          Başlar o tek dostun sımsıkı sarılmaya          Tahammülü yoktur güneşli havalara          Alıştığındandır belki karanlıklara.                                              hilal karabağ Devamı

Gel-Git

2011-09-28 00:47:00

  fotoğraf: emrah ayhan gel-git bak yine doğmuş güneş yine kavuşmuş toprakla tarihin tüm sevdalarına inat her gün yeniden tazelenen iştahla yıkılmış umutları şarkıların isyankâr mısralarında kıtaların oyuncağı oldum mevsimlerin yılların insanların eyvah! yine batıyor güneş ayrılıyor topraktan ağlar gibi ardından bıraktığı mehtap bekle geleceğim yarın der gibi yukarıda güneş aşağıda toprak suskun! bürünürler gecelerin sessizliğine çakar birden şimşekler dışarıda yağmur ağlar bu ayrılığa içeride ben içimde kalbim birden bir damla düşer gökyüzünden değil gözlerimden! sen yoksun artık ne gelir elimden dışarıda yağmur içeride ben içimde kalbim ağlar bu ayrılığa.                                                     murat koçak Devamı

Baba/Oğul

2011-09-28 00:42:00

baba/oğul   --baba ! oğul ne demek? bak oğul; şu ağacı görüyor musun hani şu köke tutunmuş ince narin dalları da var biliyor musun, o köke baba derler, dallara da oğul anlıyor musun --baba ! yüzün hem buruşmuş hem de kara? bak oğul; bu toprağa düşmeden evvel ben de senin gibi filizdim yüzüm pürüzsüz, sevimliydim seni kırmamak için bazen diklendim güneşe bazen rüzgara eğildim ne kadar kararırsam toprakla seni o denli emniyette bildim --baba, beni nasıl doyuruyorsun sen? bak oğul; sen en güzel çiçekleri ver diye şu toprağa saldığım tırnaklarım sana her mevsim su çeksin diye o kara dediğin yüzümü düşünmeden bile senin kuşlar öttüren saçlarını okşayamadığım bir hediye --baba, yük olmuyor muyum sana? bak oğul; sen çok edepli, anlayışlı bir evlatsın hem benim mis kokulu gururum hem de her bahar, cıvıl cıvıl bir kanatsın ne zaman ki acısa tırnaklarım kesilse suyum yavaşça yüklerini omuzumdan yaprak yaprak atarsın --baba ! sen ne zaman sevinirsin? bak oğul; her nisan yatağından bazen kuşlarla, bazen yağmurla uyandırırım seni yaşamanın güzelliğine inandırırım ben dokundukça sen tomurcuk tomurcuk sevinirsin 'babam seni çok seviyorum' diyerek ne tatlı meyveler verirsin  --baba ! ayırırlarsa bir gün beni senden o zaman ne yaparım ben? bak oğul; bil ki zamanla bana benzeyecek o güzel gövden aç kollarını herşeyi verene tap sal tırnaklarını toprağa, toprağı acıtmadan, baban gibi yap   * bu bayram da bir dal gibi eğilip,  o kararmış gövdeyi öpelim...          ... Devamı

Cennet Bahçelerinde

2011-09-28 00:37:00

cennet bahçelerinde…                                  (can dostum Cennet’e)   Sensizlikle boğuşan bir gecede seni yâd ettim, uzun uzadıya. Seninle buluştum hayallerimde, hatıralarımda gezdirdim. Mavi gökler ülkesine yolculuk ettik beraber. El ele tutuşmuş iki yaramaz kız çocuğu. Korkak ve yılgın… Sitemli ama suskun… Geçmişi tozlu raflara kaldırmış, bugünün geçmesini bekleyen sabırsız gönüller… Dostum, ne de özlemişim seni. Küçüklüğümün bitmeyen, tükenmeyen koca sevdası. Yağmurun ıslatamadığı rüzgârların savuramadığı titrek yürekli dostum. Özlemim oldun sen, özlenen oldun yıllardır. Seni aradım kalemimde, seni aradım baktığın her yerde, duyduğum her seste, hayat bana sırt çevirdiğinde. Yalnızları oynadım hep. Yeşilliklerin arasında kayboldum gün geldi. Bazen de bakışlarda, o bakışlarda seni aradım. Hâlbuki sen benden hiç gitmemişsin, gitmedin. Bir sen unutmadın beni karlı dağlara tırmanırken. Bir sen arkana dönüp baktın; “neredesin, gel hadi” demek için. Beraber tırmandık ayaklarımız kaya kaya. Beraber dikti bayrağımızı. Mutluluğumuz eritti her yeri, güneş açtırdı gökyüzüne. Ama ben bu güneşin hep kalacağını düşünüp avuttum kendimi. Salmışım çiçek açan sevdamı aç kurtların sofrasına. Var sanmışım, dost sanmışım, yoldaş sanmışım. Yazık ki hepsi sonu gelmeyen tek kişilik dev kadrolu bir oyunmuş. Dostum; gönlümü süslediğim pembe kurdeleler, neşeyle gülümsediğim portreler, yollar, beyaz atlılar yalanmış. Kısacası ben her şeyi samimi bir kara olarak görüyormuşum! ... Devamı

Bir Vazo Bir Çocuk

2011-09-28 00:36:00

Bir Vazo Bir Çocuk   Adam, karısına doğum gününde bir vazo hediye etti. Dar ağızlı, uzun, gösterişli bir vazoydu. Kadın, bu değerli ve pahalı hediyeyi çok beğendi. Onu evin en güzel yerine koydu. Ertesi gün alışverişten dönünce koyduğu yerde, sehpanın üzerinde göremedi. Kocasının, dün vazoyla birlikte getirdiği kırmızı güller vazonun içinden çıkmış, oturma odasında yerlere saçılmışlardı. Hemen seslenerek oğlunu çağırdı.   Yedi yaşından büyük göstermeyen bir erkek çocuğu koşarak yanına geldi. “Vazo nerede?” diye sordu oğluna. “Ben onu kırdım” dedi çocuk. “Parçalarını da toplayıp çöpe attım. Hiç bir yer kirlenmedi anne. Çiçeklere de bir şey olmadı.”   Kadın birden deliye döndü. Bir süre söylenip durdu. Bu sinirinin geçmesine yetmemiş olmalı ki, üç dakika sonra çocuğun yakasından tutmuş çılgınca sarsmaya başlamıştı. “Nasıl yaparsın! Baban onu daha yeni almıştı. Fiyatından haberin var mı?” Ardından bir tokat patlattı çocuğun suratına. Çocuk titredi. İkinci bir tokat yemekten korkar gibi elini kaldırıp indirdi.   “Ben onu kırmadım” diye itiraf etti aniden. Sol yanağı, yediği tokadın şiddetinden alev alev yanıyordu. “Orada koltuğun arkasında” derken göz yaşlarına hakim olamadı. Sonra koşarak odasına gitti. Kadın olduğu yerde kalakaldı.   -Acaba doğru muydu söyledikleri?!- Gidip koltuğun arkasına baktı. Vazo orada duruyordu işte. Sapasağlamdı ve üzerinde bir çizik bile yoktu. Birden müthiş bir pişmanlık duymaya başladı. Çocuğuna vuran eli, tıpkı oğlunun sol yanağı gibi alev alev yanmaya başlamıştı. Peki neden böyle bir şey yapmıştı. Neden vazonun kırıldığını sö... Devamı

Okullu Anılar

2011-09-28 00:28:00

" tolstoy:tembel ve yeteneksiz/ bethoven:umutsuz/ einstein:yavaş düşünüyor"                                                                                        okuldan söylenenler       okullu anılar                                                 eylüle yakışan bol yapraklı bir günde çocukların çığlık çığlıya koşuşturmasıdır bana göre. yaprak banyosu yapmalarıdır. serinlik ve esenliktir eylül. ama hiç de öyle olmuyor. baskın gizli bir elin adam smithce çocukları toplayıp okula tıkıştırdığı bir ay oluyor eylül!ve ben bunu hem de eylülde yapanlara öfkemi büyütüyorum.  pijamasız asık suratlı terliksiz annesiz bir çocuğun okulda ne yapabileceği konusunda endişelerim var kendimden biliyorum. okuldan nefret ederek büyüdüm ki bu bir çelişkidir çırpındıkça battım. hala okuyorum! okulda zekamın bastırıldığına inananlardanım. buna benden başka inanan var mı bilmem ama öyle varsa, okuldazekasıbastıranlarder,kurabliriz hep birlikte- okulda bir papağanmışçasına muamele görmem beraberinde zavallı hayvana olan sinirimi bir ömür arttırmıştır, bu yüzden, bu okul y&u... Devamı

Yazdım

2011-09-28 00:13:00

  yazdım   Bir şeyin değişmesi için illa birşeyin olması gerekmezmiş. Kediler de söz dinlermiş. Çöpler koklamazsan pis kokmazmış. Bazen koşmak için durmak, durmak için koşmak gerekirmiş. Düşününce düşermiş insan. Düşüncesine göre ya üste ya dibe... Kesinlikle gerekirmiş kimi zaman, çelişki de... Merak bilme isteğinden fazlasıymış, onun içinde daha kaç tane başka şey varmış. Meselemiz kedi merakın içine sığar mı, sığmazsa ölür mü? Bunları yazdım. Yazarken bir yerden başka yere aktım. Savrulmak gibi, ama değil. Sen sana dair şeyleri düşünürken, ben yazarım. Arada seni de yazarım. Herkesin biraz aynılığı vardır farklılığında. O sıra hayat akıp gidiyor tabi, hasta bir şeyler iyileşiyor belki. Yazmak da hayali gerçek kılıyor, kahraman oluyor birden. Kolay mı, sadece okuyarak deneyimler yaşıyabiliyor insan. Sadece okuyarak değişebiliyor. Bazen olmuyor, hayat o devinim içinde kendi boşluğunu dolduramıyor. İşte o anlarda birşey iyi etmeli insanı. Bir şey iyi gelmeli. Özgürlüğü çağrıştırmalı, zihni rahatlatmalı, korkuları azaltmalı... Tanımları, soruları, karışıklığı anlatan ne varsa kopmalı zihinden. Öz tek kalmalı kendi dünyasında. Biricikliği yaşamalı. Dönüp dolaşıp kendine gelince insan, bulduğunu yargılamadan, yadırgamadan sevmeyi bilmeli. Bilmiyorsa öğrenmeli, başkaları öğretmeden. Bunları yazdım. Yazarken bir yerden bir yere aktım. Savrulmak gibi, ama değil. Aslında hiç kolay değil. Çünkü kelimeler öldürür. Her kelime kendisinin anlatamadığını öldürür... Şakası yoktur, ciddi meseledir bu. Çünkü anlam öylesine paylaşılamayan, öylesine kıymetli bir şeydir. Yazan da yazdığ... Devamı

Yankısını Kanıksadığım Yarasalara Övgü

2011-09-28 00:09:00

yankısını kanıksadığım yarasalara övgü   ben hayatın alnındaki paratoner kâ'külüm yüzüm gök hırlamalarından üzünç:   yankıma yaltaklanın ey içten pazarlıklı ovalarda mahsustan kıvrılan ırmaklar yaltaklanın kanımdaki cam kırıklarına ağlama duvarı paskalya yortuları enselenmemiş demirlerin şehvetini düşürüyor çekiç içmiş kanıma helecânlı bütün suları yutkundum öyle ki, ürktü içimdeki taşkınlık yalınayak gezinen neyse aklımın tepelerinde kâsvetli mağaraların garezini körükleyecek yarasalık mı? keşke yarasalardaki içtenlik kimde var kimde var, felâkete kanat çırpan aşk   gemilerin haykırarak sokulduğu limanlar nerede nerede, boğuşarak dalından düşen yaprak   atilla akın    aykIRIEDEBIYAT 28 eylül 2011 SAYI:76   h-aykIRabilenlere…   SAHİBİ:OKUYUCULARI   büşra demirağ, mehmet önder, hilal karabağ, bahar karakoç, ahmet koçak, murat koçak, ahmet uysal, oğuz atahan başaran, tuba kaplan, atilla akın, hasan ayçın   www.aykiriedebiyat.com, www.aykiriedebiyat.blogcu.com adres:gümüş küpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist. emrahayhann@hotmail.com metahcakko@hotmail.com SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR ... Devamı