YENİ SİTEMİZ:57.SAYI VE SONRASI

8/3/2009

Karım Ve Ben

KARIM VE BEN

 

''siyah şortunu giy o sana daha çok yakışıyor''  dedi. benim siyah şortum filan yok halbuki. şort giymeyi kendime  yakıştıramam. pantolonLarımın  hepsi uzundur. bacaklarımı  göstermek istemeyişimden değil belki, bacaklarımı ne yapsınlar, ama  denize bile üstümdekilerle girmeyi yeğlerim. çıplak dolaşmak bana gelmiyor. buna rağmen bana neden öyle dedi? bilmiyor mu bunları? bilmez olur mu  kaç yıllık hayat arkadaşım o benim, aynı  yastığa baş koyduğumuz, aynı filmlere gidip ağladığımız, aynı  çocuğu sevip aynı  kızı patakladığımız, aynı çeşit cipslerden hoşlandığımız, maliyetine külot satmayı  beraber düşündüğümüz, yıllarca aynı pencereden,  aynı gökyüzüne bakıp, aynı şarkıyı söylediğimiz karımın, benim siyah şortumun olup olmadığını yada şort giymekten  hoşlanıp hoşlanmadığımı  bilmemesi mümkün mü? mahsustan yapıyor o.beni sinir etmek için. hani geçen hafta pazarda istediği çeşit elmaları  almadım ya, o yüzden inat yapıyor. aklı sıra bana zıt gitmeye çalışıyor. ama yemezler canım.
 
şunun şurasında bir ikimiz kaldık. Çocuklar evlenip barklanıp  yuvadan uçup gittiler. herbiri çoluk çocuk sahibi oldu. ayda yılda bir  izin alabilirlerse  bir de gönülleri  isteyip  de bizi ziyarete  gelirlerse  anca görüşebiliyoruz. torunlar her seferinde daha bir büyümüş oluyor. tufan kocaman olmuş. iki  dakka yanıma gelip oturmuyor. yabancı gibi. geçen gelişlerinde en son dayanamayıp silleyi çakmıştım kerataya. var gücümle vurmuştum ki  canı iyice acısın da  bir daha  unutmasın.''senin deden değil miyim''  demiştim.''ayda yılda bir görüşüyoruz, insan dedesini hiç özlemez mi, hali nedir merak etmez mi, taksitlerini  ödeyebiliyor mu, balığa gidince bir şeyler yakalayabiliyor mu, abdest  alırken   paçalarını çemreyebiliyor mu yoksa üstü başı su için de mi kalıyor, kız tavlayabiliyor mu hala, demiri eğip şekil verebiliyor mu bilezik yapabiliyor mu örneğin, saçlarında ki beyazlamalara ve dökülmelere  karşı bir çözüm  bulabiliyor mu, insan hiç merak etmez mi'' bir şey söylemeden beklemişti  karşımda. ağlamak üzere gibiydi  ama ağlamamıştı. Söyleyeceklerimi bitirdiğime emin olana kadar  suratıma bakmıştı. sonra  kaldığı yerden televizyon seyretmeye devam etmişti. beni ise  böyle yapması daha beter sinirlendirmiş  kanımı beynime zıplatmıştı. bastonumu kafasına geçirivermiştim. zavallının kafası  yarılmıştı. kızım  bağırtısına  hemen yetişmiş, bana, tebessüm eden suratıma, kızgın bir bakış fırlatıp  ''üff baba''  yapmış   sonra ''yok oğlum geçti oğlum'' diye kaldırıp götürmüştü çocuğu.

neyse şimdi  bu meseleler  ayrı mevzular. yaşlandıkca aksileşiyorum sanırım. ya da çocuklaştığımı mı söylemeliyim bilemiyorum. insanların yaşlı olduğumu düşünmeleri beni rahatsız etmiyor. genelde öyle olur ya  ''ben yaşlı değilim''  triplerine girerler. ben öyle değilim. tramvayda  yada benzeri bir ulaşım aracında gençlerin kalkıp bana yerlerini  vermelerine bir şey demiyorum. tam tersi asıl vermezlerse  kollarından tutup çekiyorum onları. bir de şaşırarak ''amca  ne yapıyorsun ya'' diyorlar, buyur amca diyeceklerine. düşmanları gibi bakıyorum yüzlerine. hayvan herifler. yaşımı hesap edemiyor musunuz.    

 

karımla alış verişe çıkacaktık. bir alışveriş merkezinde iç  çamaşırlarında ve gece elbiselerinde büyük indirim varmış. karım öyle söyledi. benim içinde şapka bakacağız. malum havalar iyice ısındı. başıma güneş geçmesin, durup dururken  ''başımıza''  iş açmayayım diye. tuhaf kadın doğrusu. sabahın köründe kaldırdı beni.''çabuk ol indirim olduğu için millet erkenden yetişir gece kalmayalım. hadi çabuk sallanma'' kendisi hazırlanmıştı bile. üstüne pembe bluz geçirmiş altına da bir kot pantolon. ohh tamamdır. sanırsın 25 yaşında. yataktan  kalkmadığımı, hala uyumaya çabaladığımı görünce   yorganı çekti üstümden. ''kalk beni sinirlendirme şimdi  bağırıp  bütün apartmanı başımıza toplarım sonra da kocam beni dövüyor isteğim dışında  bana  sahip olmaya çalışıyor derim  ispatı olarak da sağımda solumda çıkan  çıbanları gösterip itibarını  zedelerim ona göre''  dedi. ''hain karı''  dedim içimden. yapar mı yapar valla. bir keresinde istediği  zayıflama diyetini yapmıyorum diye polise  haber vermişti bu herif  sapık alın götürün  diye. durumu zor izah  etmiştim polislere, neyse ki  son anda  yalan söylediğini  itiraf etmişti de yakayı   sıyırabilmiştim.

 

kalkıp yüzümü yıkadım. mutfağa gidip  biraz  bir şeyler  atıştırdım. gelip gidip ''çabuk ol geç kalıyoruz'' diyordu. sonunda dayanamadım '' yeter adamı hasta etme tamam dedik'' dedim.''böyle konuşup benim asabımı  daha fazla  bozma  da hemen giyin''  dedi.''gelmem ha''  diye tehdit  etmeyi denedim, gözünü  ayırıp  öyle bir bakış fırlattı ki devamını getirmeye cesaret edemedim.''ne giyeyim'' dedim. ''siyah  şortunu giy dedim ya''  diye azarladı. içimden ''ne zaman dedi ya'' dedim. yatak odasına geçip üstüme lacivert  tişörtümü altıma siyah şortumu  giydim. liseli aşıklar gibi el ele tutuşarak alışveriş merkezine doğru yollandık. çok güzeldi.

 

mehmet davut özdal

21/10/2008

Bir Nevi Kitabe-i Seng-i Mezar

BİR NEVİ KİTABE-İ SENG-İ MEZAR


   edebiyat dünyasına bomba gibi düşmedi, patlamadı kimsenin dimağında, yazdıklarıyla geniş bir okur kitlesine hitap etmedi. çığır açmadı zihinlerde. dillere dolanmadı sözleri altı çizilip
yeri gelince değinilmedi hiç bir camiada, dergileri ve gazeteleri takip etti. derneklere üye oldu. sohbetlere katılıp önemli deneyimler edindi. insanı sevdi, en önemlisi insanı ve hayvanları ve bitkileri ve şapkalı mantarları ve kuduz mikrobunu ve aids virüsünü ve diş çürümelerine neden olan bakterileri ve ve ve... doğaya aşık oldu. çiçeklerle konuşup böceklerle arkadaşlık etti. duygu saldı. röportaj yapar bir dergi ya da gazeteye demeç verir
gibi konuştu tamamıyla hayranlık duyduğu bir başkasına ait sözleri. bir sürü kedi köpek besledi evinde. sonra o kedi köpekler bunun elini yüzünü tırmaladı. üstüne işedi. ama aldırmadı. ne de olsa yüreği dünyalar kadar geniş sevgi dolu her şeye kucak açmış iyi kalpli bir insandı o. karısına görür görmez aşık olmuştu. çiçek alıp eve götürüyordu bunun bir delilik olduğunu bilemeye bilemeye. şiirler yazdı karısı için. oysa kendisine şiir yazılmasını filan istemiyordu kadıncağız. nefret ediyor tiksiniyordu şiirden. kocasını sümsük ve işe yaramaz buluyor yatağına sokmuyor salondaki kanepede yatırıyordu. ama kızmıyordu adam. çünkü şairler kızmazdılar. onlar ayaklarına batan cam parçalarını çıkarıp sevip okşar çerçeveletip
duvara asarlardı. sabahleyin erkenden uyanıp kahvaltı hazırlar yatağına götürürlerdi kadınlarının. yine de yaranamayıp azar işittiklerindeyse ses çıkarmaz hatayı kendilerinde arar ''ah benim eşek kafam''diye sızlanırlardı. karısını mutlu etmek istiyordu adam. alkışlanmak, madalyalar kazanmak, düşündürmek, sarsmak, allak bullak etmek, uzun süre tartışılmak, şahsına münhasır tavırlarıyla dikkat çekmek, herkesin kalbinde bir çiçek gibi açmak vesaire şeyler istiyordu.

fakat...
sonunda karısı da terk etti onu. sonra neden yaşıyorum ki allah aşkına  diye düşündü ilk kez. intihara kalkışmaya teşebbüs etme girişiminde bulunmayı düşündü. sevgiyle yaklaştığı bir gaz kaçağının onu zehirleyeceğini ve bunun sonucunda can vereceğini ise düşünemezdi hiç. şairlerin can verdikleri ise görülmüş bir şey olamazdı!

 

mehmet davut özdal

 

www.baska.blogcu.com

“…aşıkların bAŞKadır yOLu…”

11/5/2008

Ben de Türküsü

       ben de türküsü

 

                        ben de bilirim şark'ı

benim de şarkılarım var,
            elimden tutan olursa

            ben de söyleyebilirim!
            objektiflere poz verip

            aşkı tarif edebilirim
            konserler verebilirim

            sokak çocukları yararına.
            benim de avuçlarım acıyla dolu,
            benim gırtlağıma da

            geçti dişleri ihanetin.
            beni de t
ırmaladı kediler,

            köpekler bana da havladı.
            dolapta bekleye bekleye

            ben de ekşidim! 
                                  mehmet davut özdal


REKLAMLAR:                               

14/4/2008

Ağrıma Giden Ağrıların Bazen Yüzüme Bazen Saçıma Bıraktığı Ağarm

AĞIRIMA GİDEN AĞRILARIN  BAZEN YÜZÜME  BAZEN SAÇIMA BIRAKTIĞI  AĞARMALAR
             
1)     beni birine benzetmişler

         iki de bir bakarlar
         sen o musun  diye  sorar biri:
         bilmem ki. tanımıyorum.

 

2)     ben olmak  işime  gelmiyor
        durum biraz karışık
        ay sonuna zor yetiriyorum
        geliri  hayli düşük..


3)     kaderde ne varsa tesbih  gibi çekerim,
         böyle  lafları da  nerden buluyorsam!..


4)     soframız  aç; yiyecekmiş gibi  bakıyor
        yanaklarım  ekşi ekşi tokat  kusu(r)uyor
        günlerim  eski  eski  eksilmekte midir ne?
        kelimeler  doğru  ağsa,  yanılgı  susuyor.
            

5)     benimkisi  bir  delirim  filmi.oh hayat;en çok      

        bilip en çok yanıldığım..
      
6)     hep düş kuruyorum/ve  her  düş  gibi   

         kuruyorum..

7)     böyle olduğunu  bilseydim  gelmezdim hiç.
         burası da  ömür  boyu sürüyor  iyi mi...
 
8)     ben  ölümden   muhtemelen  dönmem!...
 
9)     ağacın  dibinde  susuyorumak
         lımaa
         sım  geliyoro
         nubaş
         kabir
         şey sanmıştımal
         çaldıkçaat
          layasım geliyor! 
 

10)    yeterince yorulmamıştım
          yanımda  çantam da vardı
          kendimi  bir yere kapatmak istiyordum
          bir şey anlamıyor
          susuyor  
           ve  nefret  ediyordum
                      
          ağlayan mı  bir şeydim?
          ağlayan bir şey miydim?
          ağlayan  bir şeydim!..
 
11)   kafamı  boş şapkalarla  doldurdum
        boş  kafalarla  doldu  benim   şapkam... 

 

                                         mehmet  davut  özdal

5/3/2008

S/ayık/Lama

s/ayık/Lama

 

sevgili dostum beraberliğimiz işte tam burada, bu başlangıç çizgisinde bitiyor. karanlık bir akşam var dışarıda yine ve içimde şimşekler çakıyor. bir boşluk uçuşuyor içimde ve hayır hiç düşmüyor. çizginin hangi tarafında durduğumu merak ediyorum belki de üstüne mi bastım!

midemde bir bulanma var kusmak üzereyim bana yediğim şeyler dokunuyor. istemediğim şeyler alışkanlık yaptı. bu esmer çinli çocuk benim hakkımda hiç bir şey bilmiyor. filistinli bazı çocuklar da bilmiyor ve merak etmiyorlar hiç.


öğretmenlerimiz bize ilk önce alfabeyi öğretiyor, onlarla konuşuyormuşuz ben şaşırdım buna. doktorlar yaşamamı istiyor, doğrusu bu bana saçma geliyor biraz ama sonuçta sürekli hastalanan biriyim.

bir alışveriş merkezine ilan asılmış; yok yokmuş. benim var. almanyada osurmak serbestmiş. bu ali'de bir boy var kapı gibi mübarek. bir de şişman ki, içine üç tane sığar: aslında hepimiz iç içe geçsek diye düşünüyorum, akbile bir defa basarız. bu düşünceye sahip olmama ali sebep oldu. şişman lehine ali. ali bu sayede hepimizden çok lahmacun yiyor.


aikidocular çok güzel kemik kırıyor, ben baktım. siyah bir elbiseleri var etek gibi, hep erkekler. bazen kılıçla saldırıyorlar ama canları hiç acımıyor. aikidoyla ilgili başımdan güzel anılar geçti benim ama hepsini anlatmayacağım, hepsini hatta hiç birini. benim o zamanlar saçlarım uzundu ben aynı boydaydım fakat. hocamın tek talebesi bendim bu yüzden biraz da sayemde hoca olabiliyordu. hayvan gibi bir vücudu vardı, bir de son bir kaç yıldır hayatını altüst eden guatr hastalığı. o salondaki çaylar hep buz gibi oluyordu biz de üşüyorduk aikido insana sürekli takla attıran bir spor. bana hocalık yapan adam da sihirli bir adamdı göğsünden cam parçaları çıkarıyordu kırık bir kaç zayıf önemli noktamı bulup beni kilitlediğini hatırlıyorum ama bunu zaten herkes yapıyor......


....balonum patladı...istemeden. ağlayamıyorum yaa ben duygusuz muyum neyim bunu bir zayıflık olarak algılıyorum. ..kaanı beşinci kattan atmak istiyorum. bunun kalıcı etkileri oluyor hatta bazen öldürüyor mesela. kaanla benim ne alıp veremediğimiz olabilir allah aşkına biri söylesin. ben su içmeye gidiyorum. yılanlar su içenlere dokunmaz biri bundan onları haberdar etsin. bu gibi konularda bilinçlendirilmeliler.

saat sabaha yine gecikti ben aşka... benden bir öğrenci alıyolar. sene seksen altı. ben doğduğumda babam yirmi yediydi. yani ben daha hızlıyım biraz.

 

bildiklerimi unutmuş gibiyim ya da tüketmiş. içerideyim biraz. şair hayat boş bir rüyaymış diyor en azından uyanmış. genelde sandığımızdan zor oluyor. insan bazen kendini gizleme ihtiyacı duyuyor. allah tümüyle dışarıda yaratmış içtekini saymazsak ki ona da sığamıyoruz bir türlü.


..ben bazen midemi acıkmaya zorluyorum, insan lahmacuna filan kolay alışıyor. karnıbaharı sevmem imkansız görünüyor ama. aman eksik olsun vitamini.

.........yedi uyuyanlara çok özeniyorum. yiyip uyuyanlara değil kalkıp bir gusül abdesti almıyorlar.

her neyse... nasılsa hep eksik kalacak...
 

....şiirlerim de böyle bölük pörçük hep traş bıçağı gibi.

 
 mehmet davut özdal

 

Aramızdan ayrılışının 4. yılında aykırı yazarımız ve dostumuz Erdal CAN’ı rahmetle anıyoruz.

aykırı edebiyat

15/2/2008

N

 

n

 

allahım temizle beni içimdeki bu pislikten
taa derinlerime kaçmış ben  uzanamıyorum
 
kolların, dersen, eh  yani  bir yere  kadar
kollarım! dersen her şeye  gücüm yeter
 
allahım vallah bak senden başka  rabbim yok
yanımda olanlar içinde yaşadıklarım,

                                               geçici ilişkiler,

allah belamı versin öyle
 
allahım bir kredi aç hesap  hayli  kabarık
 
verdiğin kadarıyla yaşıyoruz  en acı  şeyi bile
 
allahım siyah diyorum göstermiyor lekeyi
siyah diyorum kim bilir hangi  geceden...
 
allahım  boş  diyorlar  seninle doldur
tut yerimi kimse kapmasın  ben yokken

                       

mehmet davut özdal