YENİ SİTEMİZ:57.SAYI VE SONRASI

23/11/2009

Yalnızlık / Olsun

yalnızlık

 

Karılar koğuşunda yıkanan çoraplardan damıtılan bir günahın kefaretidir yalnızlık. İsmin yalın halindedir kalabalıklar arasında olsa da. Bir türkünün, bitmeyen bir çığlığın tezahürüdür. Anlatılmaz bazen. Anlaşılamaz. Umutsuzluktur heyulalar içinde. Bitmek bilmeyen bir ızdırabtır. Ne yana dönsen oradadır. Bitmeyen bir iştahla yakasına yapışır insanın. Bitmeyen bir iştiyakla yaşatır varlığını. Varlığı tekliktir, tekliği bilinmezlik.

 

Kına gecelerinde kızların gözyaşları; umutlu, ıslak bakışları ve Ganj’ı kirleten küller bir isyan bayrağıdır ayrılığa açılan. Kaldırılan bir kazandır ne idiğü belirsiz çeriler tarafından. Bir lastiğin gevşekliğine inat ölümsüz ve kenetlenmiş  şiirler yumuşatır isyanı. Gözyaşına dönüştürür yalnızlığı, yalnızlığa hediye olsun diye göz pınarlarından süzülen.

 

Uydum akıllı zihinlerde türetilen onca aforizmaya rağmen; özgürlük, boynuna vurduğun pranganın bir ucunu sevgiliye sunmaktan geçer bir fecr vakti. Hesapsız, kitapsız, olduğu gibi, tümünü derdest edip sevgiliye sunmaktan. Aksi takdirde serkeşlikten başka payen yoktur cihanda. Ne rahat nefes alabilirsin ne bir güzeli ömrüne sultan eyleyebilirsin.

 

Ve zaman ansızındır. Hesapsızdır. Durağandır bazen. Bazen devr-i daimdedir. Simetrik hareketlerle anlatıladurur ama anlaşılmazdır. Başlangıç çizgisinden habersiz çabaların ışığında bir güzelin gözlerinde görülen düşten sonra ansızın duran dünyanın adıdır zaman.

 

İsimsizdir dünya. Eski zaman kavimlerinin çocuğudur çünkü. Çekingendir, çelimsizdir. Ne çerilere söz geçirebilmiştir ne varlığını tehdit eden onca tragedyaya. Gözle görülür, elle tutulur hiçbir şeyi yoktur dünyanın. İsimsiz bırakılmıştır bu yüzden. Bu yüzden tahta köprülerinden sular akar. Bu yüzden kayıtsızdır, bu yüzden umarsız.

 

Kaydı düşülür dünyanın, isimsizlerin kaydına. İsimsizlik bir nevi bensizliktir bu yüzden. Yunus denilen miskin de oradadır. Rumi denilen aşık da. Birisi miskin bellemiştir adını. Diğeri Tebriz’in güneşine ram olmuştur. Hallac’ın ayağının dibine bakmaz onlar. İsimsiz kalmak için gelmişlerdir isimsiz cihana. Ayaklar havada, kafalar semada hep birden ‘ene’l hakk’ derler, sığınarak yaradana.

 

Aşk biraz ruhundan üflemektir bunun için, biraz da ruhuna üflenmek. Gel-git arasında yaşanan onca kıyımdan geriye kalanın ismidir. Ya da olmazları olur eden birkaç çift sözden ibarettir yalnızca.

 

mustafa kemal sağlam

 


Kilis Kız Meslek Lisesinin Tam Karşısı!

Kitap, kafe, wireless internet…

Simurg'unuzu Aramaya Simurg'a Gelin!

 

 


 

…olsun

 

ben bunu yaşayamam

göze alıp

peşinden koşamam

 

bir şair gibi ilmik ilmik işleyemem şiirlerle yaşamı

ve bir martı gibi özgür kanat açamam yeni doğmuş güneşe karşı

efkarlanıp elimdeki rakı bardağını vursam da masaya

yeni doğmuş bir çocuk gibi nefes alamam

kalamam artık olmadığım yerlerde

ve de gidemem hiç gitmediğim üzerine güneş doğan ve toprak kokan diyarlara

 

sağolsun var olmayan yaşam

mutlu olsun yaşamadan ölen insan

ve de uçan kuşlar hür olsunlar gittikleri ve döndükleri yerlerde

çıplak gözle güneşe bakabilen insan huzurlu olsun

yapılacak olan gidilmesi gerekenler var olsun

ağlanacak gülünmeyecek acılar yok olsun

olmayan tatlar, yaşanamayan huzurlarla dolu insan olsun..

o insan ki ölmeden yaşarken mutlu olsun..

 

merhaba ölü doğan çocuk

sana selam getirdim doğmamış olan yarından

üzülme kaybettiğin yalan olan hayatının karşılığı gerçekliktir

ve sen saat tamircisi sana da selam olsun

zamanın efendisi olan zaman makinesi..

sahte olan düzen ve sahtekar insan kahrolsun

gözyaşı elinden alınan kızlar özgür olsun

zamana inat eden kör düşünce görür olsun

en uzun gecenin dibi mavi olsun

ama dedim ya çocuk yapamam ben bunu yapamam..

 

uğraş başsüllü

 

aykIRI EDEBiYAT   22 kasım’2009 SAYI:59

h-aykIRabilenlere…

SAHİBİ: OKUYUCULARI

 

emrah ayhan, tarkan başer,

murat koçak, metah çakko, polat can,

ahmet uysal, hikmet kızıl,

mustafa kemal sağlam, uğraş başsüllü,

meral özcan, atilla akın, b.ada

 

adres: gümüş küpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist.

 

emrahayhann@hotmail.com  metahcakko@hotmail.com

 

SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR.

15/10/2009

Yıkık


fotoğraf: ufuk akçay

Hani bir bahar günüydü. Kayıtlıdır bir yerlerde. Kimsesizdim. Kapına durmuştum. Yıldızlar vardı hani. Peş peşe kaymayan yıldızlar. Köşesiz yıldızlar.

Hani hüzünlüydüm. Terkedilmiştim. Sensizdim. Dağlara bakıp ağlıyordum. Küfrünü kusuyordu taşlar.

Hani bir yıkımdan geriye kalmıştım. Ölmüştü tüm sevdiklerim. Hayallerim vurulmuştu sonra. Soyum kırılmıştı. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Özüm kaybolmuştu. Ayaklarım tutmuyordu.

Hatırlıyorsundur.

İşte kavlime sadakatle… Rikkat ve hasretle…

Şimdi kapındayım.

Ölmek üzere… Boğulmak üzere… Kaybolmak üzere kapındayım.

Bahar geçti biliyorum. Yıllar geçti.

Gittim geldiğim yerlerden. Sustum konuştuğum şeylerden. Susadım içtiğim sulardan.

Haşrolamak üzere tekrar… ölmek üzere ölümden önce… doğmak üzere doğumdan önce…

Kimsesiz… yalnız…biraz şerkeş… biraz utangaç kapındayım.

İsmin kaşımda duruyor. Silüeti sırtımdan yansımış. Varlığın buram buram zihnimde.

Ne olur sana açtığım ellerimi geriye çevirme!

mustafa kemal sağlam

11/9/2009

Asr

Asr

 

Zamanı takvim yapraklarından

Anlamaya çalışırken

Bilmiyordum öncesini

Bilir sanıyordum vesikalar

Ancak hayat kadınlarına verilen cinsten

Yalnızca resmi olanlar

 

Anlamaya çalışırken zamanı

Anın hikayesini göz ardı ettiğimde

Uzakta çok uzakta bir yerde

Nuh’un gemisinin kalıntıları

Laboratuarlarda çaresiz bakışları

İnsanların

Ve gördüğüm tüm vesikalar

Anlamsızdı

 

Yalan söylüyordu tarih

Varsayımlardan hareketle

Kimse bilmiyordu işin aslını

Mesela ademin yaşını

Zamanın tarihini bilmiyordu kimse

 

Bir gün bir dağın tepesinde

Rastladım deniz kabuklarına

Anlamsız geldi, anlatamadı harfler

Hatta çaresiz kaldı sin de

Ve gemi kalıntıları, vesikalar

Çaresizdi dağ katmanlarına

 

Öyleyse dedim zamanın bir adı olsa gerek

Öyle ya da böyle tarihe geçmiş

Her şey bir tufanla yok olmuş olamaz

Hiçbir şey yalnızca bir tufanla var olamaz

Öyleyse dedim zamanın bir adı olsa gerek

 

Zamanın adını aradım kadim kitaplarda

Ki çınladı zihnimde bilmediklerim

Bilge adamların sözlerine baktım sonra

Sonra zihnimde, ücrada bir yerde

Duydum ve öldüm ve sustum sonra

“Asra and olsun ki!”

 

mustafa kemal sağlam

 


Simurg Kitabevi Yeni Yerine Taşındı!
Kilis Kız Meslek Lisesinin Tam Karşısı!
Hem De Kitap-Kafe Olarak!
Wireless İnternet de Cabası!
Daha Yeni Yeni Birçok Şey var!
Siz İyisi mi Simurg'unuzu Aramaya Simurg'a Gelin!