YENİ SİTEMİZ:57.SAYI VE SONRASI

2/12/2007

İnce Dilim Bİr Kavun

İNCE DİLİM BİR KAVUN

    Sildim bazı şeyleri. Yazıp yazıp sildiğim saçma sapan yazılar. Keşke silmeseydim, demiyorum. Bazı şeyleri de hiç silmedim, keşke silseydim de demiyorum, diyemiyorum.


    Bir kuş havlayıp duruyor (kuşlar havlamaz ama bu havlayan cinsten işte), bir kedi tırmalıyor ağacı. Akşam vakti, bulut kırmızı. Rüzgâr salladı bir ara yavru akasyayı. Ne duygularla çıktım dışarıya. Korkuyordum ve bu korkuyu yenmek için çıktım herhalde. Sana baktım olmuyor… Koşarak çıktım merdivenleri.


    Gözlerin neden küstü bana bilmem, sevdiğime bakmadığım için mi? Ondan sürekli kaçtığım için ayaklarım beni taşımıyor. Zaman ve mekan değişiyor ben hala aynıyım. Mırıl mırıl bir kedi geliyor yanıma okşanmak için, okşuyor beni. Gözlerim uzaklara kaçınca sessiz bir şarkı yayılıyor içime.


     Suskunum bugün, cebimde hayallerim vardı. Çıkarıp ta atamadım gökyüzüne. Çayırın üstünde bir bir saymak isterken… Gözlerim kapanıyor. Toprak kokusunu salmış ya üstüme, üzerim keder ve acı takan yok boş gözlerimi. Suskunum bugün, bu yüzden suskunum. Sularda bulanıklaşmış iyice, kabul etmiyor hiçbir şey beni. Işık başka bir yerde ben tüm karanlıklara mahkûm kaldım bu gece. Yıldızlara bakmak gelmiyor, yanlışım nerede? Neden kimse beni kolumdan çekip bedenime koymuyor?


    Uyanmadan önce sessizliği duydum uykumda. Dinledim bir dakika sonra uyandım. Sessizlik çok gürültülü geldi bana. Kalabalık içinde yalnız kaldım. Ben bile kendimi terk ettim. Ha! Gayret düzeliyoruz derken tümden saldık ipi kuyuya, kova çakıldı. Bir çırpıda çıkmak, hayır! Yavaş yavaş ve kuyunun dibini görerek daha akıllıca.


     Rüzgar çıktıkça havada uçuşan tozlar boğazımı kuruttular. Karpuzu kalın dilimlerle yemeyi severim, kavunu ise çok ince dilimlerle.(aklıma düşünce benden habersiz yazıyor kalemim) Lamba titrerken gözkapaklarımda kapanıyor. Ah genç, ah gençlik! Duvara bir gece başımı yaslayıp gözlerin kapatan genç neler düşünüyor? Şarkılar dolaşıyor kafamda, kimlere yazılmış ki biz sahipleniyoruz? Bir ikindi vakti şarkılar dolaşıyor kafamda; cennetin içinde olmak sessizce. Aynaya sordular güzel miyim diye. Bir kedim bile yok anlıyor musun?… Eğen aşk buysa, hadi beni güldür biraz…

     Bir ıslık duyuyorum, pencereye koşuyorum. Kimse yok, tekrar duyuyorum ve tekrar. Oturduğum yerde çıplak ayaklarımla dinliyorum. Bu ses ötelerden geliyor, kalbimden. Özlemekten korktuğumun ıslığı da çıkarıp kafamdan atıyorum yollara. Bakmaktan, dokunmaktan ve özlemekten korktuğumun…


    Kavunu ince dilimle yemeyi severim,
    Ama –nedense- hiç ince dilimle yemedim.

safinaz çetin

16/6/2007

Benmişim

               Sonbaharda annemin son çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Sarı sarı yapraklar düşmüş beşiğime. Onlara sarınıp yatmışım. Rüzgârlar sallamış beşiğimi, kulağıma ninniler söylemiş, uyumuşum. Bir dereye bırakmış annem beni beşikle, akıp gitmişim. Balıklar taşımış beni, yunusların sırtına binim sonsuzluğa yüzmüşüm. Neden sonra suyun durgunlaştığı bir yerde beşiğim taşların arasında durmuş. Çok su akmış, zaman akıp gitmiş, büyümüşüm.

               Kuşlar şarkı söylemişler ağladığım zaman, susmuşum. Ağaçlar dallarını eğmişler bana meyve vermek için. Arılar ballarını benim yaslanıp uyuduğum ağaca yapmışlar ve her gün benimle bal gibi konuşarak beni hayata hazırlamışlar. Çiçeklerden elbise örmüşler sincaplar. Getirip vücuduma sarmışlar, çiçek olmuşum, çiçek kokmuşum. Midyeler saklanmışlar düşmanlardan, benim için. Bugünü beklemişler ve çıkarıp incilerini boynuma, incitmekten korkarak takmışlar. Yağmurlarda yıkanmışım, saçlarımı rüzgâr taramış.

               Büyümüşüm ben. Çok su akmış karşımdaki dereden, çok zaman geçmiş. Boğazımdaki inciler saçlarıma konmuş, bembeyaz. Yaşlanmışım. Daha sıkı sarılmışım ağaca, düşmemek için. Ve o da beni düşürmemek için dalının en sağlam yerinden bir değnek vermiş, ona tutunmuşum, düşmemişim. Arılar daha fazla bal yapmışlar, ağaçlar daha fazla meyve vermişler bana, iyi beslenmem için. Sincaplar bu sefer en güzel çiçekleri toplayıp yaşlı, titrek bedenime koymuşlar, daha güzel kokmuşum. Midyeler en güzel incilerini bu vakte saklamışlar.

               Güneş benim için son kez doğmuş bir sabah. Ve ben doğanın kolları arasında sonsuzluğa yürümüşüm. O zaman anlamışım tüm ilgiyi. Bu kadar güzelliklerin sebebi, beni oraya hazırlamakmış, yeni anlamışım. O’na giderken elim boş gitmeyeyim diye yapmışlar bütün bunları ve bir nevi O’na selam göndermişler benimle.

               Ben O’na yürürken o yaşlı bedenim birden gençleşmiş, çiçekten giysilerim parlamış, yüzümde gülücükler belirmiş. “ Onların selamı kabul edildi” anlamına geliyormuş bunlar. Ve ben O’na yürümüşüm. O’na kavuşmuşum.

                Çok su akmış dereden, çok zaman geçmiş ve ben gitmişim…

safinaz çetin

 

aykIRI EDEBIYAT  Haziran’2007 SAYI:37

h-aykIRabilenlere…

SAHİBİ: OKUYUCULARI

 

emrah ayhan, tarkan başer, a.vahap ballı,

alexandır thedoors,  bülent cingöz,

hasibe kaya, nur figen feslioğlu,

murat koçak, özkan kaya, elif sıla alkar,

şeyma özsağır, safinaz çetin

 

adres: gümüşküpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist.

emrahayhann@hotmail.com metahcakko@hotmail.com

 

SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR