YARIM YARİM Hala ilk sevgilinde dudaklarının yarısı Bir elin bende diğeri onda hala o tutuyor İçinde yanmayan her şey ona tütüyor Kurduğumuz her hayal neden onda bitiyor Düşlerin benden eski sevgilin ben olamam Tazecik gerçeği gör artık senle kalamam
Yırtık para gibisin / aşkının yok anlamı
Diğer yarın nerede/ bana lazım tamamı
Önce ben olmalıydım ayrılsak bile Acımı çektirmeliydin her sevgiline İlk ben öpmeliydim seni ilk ben ağlatmalıydım İlk ben tatmalıydım tenini Sonra her aşkının öbür yarısı ben Şimdi gidiyorum senden kime yenildiğimi bile bilmeden
Gecen nerde gecen nerde / kimi sevdin geçenlerde
Elbet bir gün tamam olur / yarım yari sevenler de
tarkan başer
aykırı’YI BULABİLECEĞİNİZ YERLER:
FATİH- İnkılâp Kitabevi, hoca üveys Kütüphanesi, Bilim ve Sanat Vakfı, Özgün Yayınları
BEYOĞLU- Simurg Kİtabevi
ÜSKÜDAR-Kaknüs, Yedi İklim, Zen, Üsküdar K.evleri
SÜLEYMANİYE-Ağa Kapısı
TOPKAPI-Akabe Vakfı (Denge Yay.), Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu
MARMARA ÜNİ.GÖZTEPE YERLEŞKESİ- Eğitim Fak., Fen Edebiyat Fak., İletişim Fak. Koridorları
YILDIZ TEKNİK ÜNİV.-Fen-Edebiyat Fakültesi ve Sosyal Bilimler Fakültesi Koridorları
ANKARA-Vadi Yayınları
İZMİR/BUCA- Buca Eğitim Fakültesi (Edebiyat Öğrt. Böl.)
KONYA-Nöbetçi Fotokopi (Rampalı Çarşı), Enes Kitabevi, Kitap Dünyası
kiralık Sevmesi üşüyen avukat Yorganlar altında kat kat Kalbini savunabilir mi
Hep kayalıklarda biten hayat Fener gibi başkalarına ışıyan zat Bay şair deniz kenarında daim yalnız … heyhaaat Sözlerle avunabilir mi
Bir dudakta aşk düşüren Başka dudakta bulabilir mi, İntihar etmeye doğan çocuk Kürtaj sayılabilir mi Tüm gece geceyi içen Gündüz ayılabilir mi Senin nabzını hayat sayan Sensiz yaşayabilir mi
Üstüme gelme soru sorarım Yanlışı yaşatır doğru sorarım Kalbine morfin gibi akıtıp kalbimi Aşka ispat diye ağrı sorarım
Al sana bu benim karmaşam Her akşam her akşam ağlamayarak suladığım Yapma çiçekler gibi bu benim erkekçe gururum Bu benim kaosum benim karanlığım Özgürlüğüm isyanım ve hepsinin özeti Satılık biri değilim ben Kiralığım tarkan başer
aykırı’YI BULABİLECEĞİNİZ YERLER:
FATİH- İnkılâp Kitabevi, hoca üveys Kütüphanesi, Bilim ve Sanat Vakfı, Özgün Yayınları
BEYOĞLU- Simurg Kİtabevi
ÜSKÜDAR-Kaknüs, Yedi İklim, Zen, Üsküdar K.evleri
SÜLEYMANİYE-Ağa Kapısı
TOPKAPI-Akabe Vakfı (Denge Yay.), Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu
MARMARA ÜNİ.GÖZTEPE YERLEŞKESİ- Eğitim Fak., Fen Edebiyat Fak., İletişim Fak. Koridorları
YILDIZ TEKNİK ÜNİV.-Fen-Edebiyat Fakültesi ve Sosyal Bilimler Fakültesi Koridorları
ANKARA-Vadi Yayınları
İZMİR/BUCA- Buca Eğitim Fakültesi (Edebiyat Öğrt. Böl.)
KONYA-Nöbetçi Fotokopi (Rampalı Çarşı), Enes Kitabevi, Kitap Dünyası
Hayat denen şu keşmekeşte bütün köprüler tek tek üstümüzden geçti. Ve biz nehir olmakla övünüyorduk. Irz namus tarumar oldu. Bulandık çalkalandık. Aktık geçtik. Bu da bizim marifetimizdi. Görmezden gelmek değil. Her şeye rağmen akmaktı. Aktık geçtik.
Yüzlerce paraşütlü atladı üstümüze. Biz şehir olmakla övünüyorduk.Nasıl hüzün dolu süzülüyorlardı üstümüze. Kayaların en tepesindeydik. Surlarımız kaviydi. Suyumuz ve erzakımız vardı ama zaman o zaman değildi. Kaçırdığımız bir bin yıl kadar bizi mahzun eyledi. Üstümüze atladılar ve nazlı nazlı sırayla bindiler üstümüze. Ateş etmedik bile. Surun içinde olan bizden sayılırdı. Serde şairlik vardı ve bu kadar bir fethi sadece sigara içerek karşıladık. Keyifli ama acı.
İçimizde anahtar çevirdiler. İşkence değildi. Dişler tutuyordu. Her sevgiliye böyle açıldık. İçimizin çentiklerine saygı duyduk. Kilit olmanın kaderi buydu. Doğru anahtara açılmak. Masaya dökülen çayı silmek gibi doğaldı. Pis olmak istemiyordu. Sır dolu olmak kirletiyordu bizi. Sildik geçtik. Sırı bildik geçtik.
Çaktılar bize. Çivi gibi giren de çakılan da bizdik. Beraber duvarları yendik. Hep aynı yerde kalmanın acısıyla … duvara sert resimlere merhametliydik. Uluorta duruyorduk . resimler astılar bize . en güzel günlerden kalma resimler. Ama asılanlar gibi bir yerden sonra onları soluksuz bıraktık. Hala gülümsüyorlardı. Ama gümüşten bir ölüm çoktan sırıtıyordu resimlerde. Öldük geçtik
Sapladılar…iğneleri şifa saydık. Aşı gibiydi. Her aşk daha bir aşka hazırlıyordu bizi. Ama hiçbirine ölmedik. Altı üstü aşıydı. Asıl hastalık hangisiydi. Hiç yaşamadık hiç bilmedik.
Soktular… gecenin en güzel rüyasından uyandık… ama uyandığımızda ortada yoktular. En sivrisinden ve sinsisinden sinekler. “ kan emici prensesler“ kaşıdık yara ettik. Ve duvarın en olmadık yerinde yakaladığımızda onları bir şamarla boyadık duvarı kanımıza. Olanca genetiğimiz duvarda. Sinek de olsa ölümü bizi rahatlattı. İntikam alınmıştı. İntikam çünkü es geçilmeyecek kadar güzeldi.
Köküne sığdırdılar. Toprağa can atıyorduk yaşamak için. Ekildik miydi dikildik miydi… yoksa…bir hırs yayıldık daha derine. Su arıyorduk.Yoktu. Kendimize ağladık. Bununla beslendik bir ömür. Ve yaşamak için triçkadan acılar uydurduk kendimizce nitekim yalnızdık.
Fena kaynadılar çok fena. Yaralar ve acılar içindeydik. Yaşamak inada binmişti. Bize yaşamak bildirilmişti. Kabukları kaldırınca kızıldık. Sıcak ve taze. Dörtnala kanıyorduk ve kan gibi akıp gitmeyi yaşamak sanıyorduk. Değilmiş. Tek seçim..
Kaşınıyorduk. Hiçbir gövde yetmiyordu bize. Brezilya dizleri gibi biri diğerini yaşamayı emrediyordu. Bir ömür sürdü. Hiçbirinde bitmedik. Ama hiçbirine yetmedik de. Hep bir sonrasına taştık. Haftalarca aylarca sürdük. Bir ömür sürdük. Ama biz en ömürsüzdük. Diğer bir dizide unutulduk. Öylesine bir anı kaldık geride. Anıydık . anıldı mıydık?.Kulaklarımız hep intiharla çınladı. Ama edemedik. Yaşamakla emredildik en başta hayatla resmedildik. Kımıldayamadık. Kaldık.
tarkan başer
aykırı HABERLER
7 Aralık Üniversitesi'nde Şair Tarkan Başer'le Söyleşi
“Kilis 7 Aralık Üniversitesi Birinci Bahar Şenlikleri kapsamında yazar Tarkan Başer ile söyleşi düzenlendi.
Fen Edebiyat Fakültesi konferans salonunda yazar Tarkan Başer'in duygu yüklü söyleşide ağlamaklı gözlerle okuduğu eski ve yeni şiirleri, söyleşiye katılan öğrencileri ve genç katılımcıları aşk konusundaki düşüncelerin defalarca irdelenmesine, zihinlerde gelgitlerin yaşanmasına neden oldu.
Söyleşi sırasında özel yaşamını da okuyucularıyla açıkça paylaşan Tarkan Başer şiirlerindeki samimiyet kadar güncel yaşamdaki açık yürekliliği ile de tam puan aldı.”
ıÜüinsan hep umut dağıtmak istiyor. iyi olsun herşey iyi gitsin. her sabah beşte evimin önünden geçen kız yurdunun köpeğine kadar... ama olmuyor işte. zamanında kendini daldan bırakmayan palamut gibi tohum olmayı kaçırıyor. geriye bişi kalıyor sadece... öl ve humus ol. ve en önemlisi.. dalı bırak artık...
bırak gitsin yaa... neyi zorluyoruz ki anlamıyorum... vazgeçemediğimiz şeyler çevirmiyor mu içimizi çöplüğe..
yolumuz uzayınca farkına varıyoruz taşıdığımız ağırlıkların. askerde olurdu. operasyon öncesi konserve yığarlardı önüne. ve sen dilediğin kadarını alırsın. acemiler dolduru çantayı tıka basa. sanki hafta sonu pikniğe çıkıyoruz. sonra bırakırlar seni kırsalda bi yere. yürürsün. saatlerce. sırtında kaplumbağa gibi bi çanta. ve o çantada herşey bir zaman sonra o kadar ağır gelmeye başlar ki sanki kendi cesedini taşırsın. sonra dere tepe konserve kutuları yuvarlanmaya başlanır. vazgeçemeyeceğin silahın kurşunun ve suyun kalır. gerisi hikayedir.
ya yol uzadı ya da yolculuklar. ya da ben kendi sırtımda daha büyük bir cesedim artık. herşey bana ağır gelmeye başladı. tıngır mıngır yuvarlıyorum tepelerden gereksiz ne varsa. nasıl bi hayatın acemiliğiymiş bu... ne kadar aptalmışım... yaşayacak kadar al herşeyi yanına... çünkü hayat öyle bi yol ki bitirmemek için yürüyosun ...
ıÜütam 33 yıldır yürüyorum... yıllarca o kadar çok ceset taşımışım ki içimde ölüm kokusu beni aptallaştırmış. en azından demişim gidip bir mezarlıkta silkineyim. atayım ölülerimi. huzur içinde yatsınlar. ama hayır ... vazgeçmenin ilk kuralı o an vazgeçmek. birden . aniden.
vazgeçivermek. o an silkineceksin. zaten benim gibi biriysen silkindiğin yer mezarlığa döner.işte tam şimdi. tam da neden unutmamam gerektiğini söyleyen bu şarkı çalarken. mezar taşlarında yazar " ziyaretten murad bir fatihadır. bugün bana ise yarın sanadır." bunu bile çok görerek basıp gitmek. hatta çok görerek değil. olmuşu olmamışını takmayarak. basıp gitmek. hadi ... şimdi!
tarkan başer
“Teselliye ihtiyacı olan insanlara, durumlarıyla ilgili hiçbir tesellinin olmadığını ileri sürmek kadar etkili başka bir teselli yolu yoktur.” (Nietzsche)