Ben Birikmeye Gidiyorum!
Henüz olmamış bir edebiyatçı olarak, edebiyatı bırakıyorum... Henüz olmamışken meyveler, tomurcukken ağaç, yine meyve ağacı değil midir? Herkes en az benim kadar konuşuyor içinden, hiç bir farkım yok dışarıdakilerden... Herkes olmamış birer edebiyatçıdır, olanlara selam olsun, ben tomurcukken kopuyorum...
Kendini nimetten sayan bir aptal olmak, ya da anlatmak en sevdiğim sokakta, yitip giden sevdiklerime benzeyen başı örtülü tatar kadınların beni ağlatışını, karanlıkta görmeyi, yazmayı, kağıda dökülen gözyaşlarını grafit uçlunun dilinde, herkesin yaşadığı sıradanlıkları anlatarak bir hiç olamam...
Daha ne kadar aşağı? ...
Aklıma gelen düşünülmemişlikler, dilinin ucuna gelip de söyleyemediği yoldan geçip giden adamın, bir küfür savurarak anlatılana alternatifler ya da olmaması gerektiği halde olmalıymış gibi gösterilenlerin yanlışlığını yakaladığım zamanlarda, evet, tam olarak o zamanlarda yazmak istiyorum, sonradan fark ediyorum ki, kelimelerim çaresiz... Yetersiz, zayıf, vurgusuz, heyecanımdan ölüyor ve durduğu yerde dönüp duruyorlar... Bir ucube gibi yerimde dönmektense, bir korkak gibi, her korkak gibi çekip gidiyorum, kendimi nimetten saymadan, nimetlere şükürler, hala savaşıyorlar ve hala bizim içinler...
Kafamda sıkışmış, daha önceden ve her an daha fazla içime atılmış saçmalıklarım olmasa ve bunların aptallığı biraz olsun değişik gelmese insanlara, bu güne dek tek kelime bile yazamazdım, kendimi aşağılayamam, dipte olduğumun farkındayım, ilk kez fark edemeyen varsa, fark ettirmek için yazıyorum, ellerim titremiyor, hatta sanırım gülümsüyo-rum. Ben ve benim gibi yazdığını sanan ahmakların da canı cehenneme, işe yaramazlar, oturup okumak yerine kendi kendilerine uğraştıklarını sanıyorlar...
İnsanları uyandırmak adına bundan sonra ancak altı tellimi elime alır, yazdığım sözleri başkalarına okutur ve dönemin kuşağına yaraşır bir müzikle akıllarına sokarım eğrisini doğrusunu dünyanın, bundan sonra tek hizmetim bu olabilir sanırım... Eline aldığının altı telli olduğunu bilmediği halde alıp çıktığı, hiçbir şey veremeyen, sadece iyi duyguları çalan mantıksızlara lanet...
Ağaçtan düşüyorum son satırlarımda, eski kelimelerimde, her şey çaresiz... Kompozisyon sınavlarında eski boş satırlarımı görebilirsiniz, şimdi asi satırlar yine yakıp ısınmak için, grafit uçlu ne kadar iyi çalışırsa üzerinde o kadar iyi ısıtır beni, kış gecelerinde, kış geceleri için yaz, yazdıkça yazı gör Ishtar! Ağaçtan kopuyorum, olmuş meyvelerin hep orada kalması dileklerimle, umarım pişip, ağızlara düşmezsiniz.
kıvanç kaçakgil
Konu: yaz dostum
aykırı edebiyat'ın tazelerinden biri olduğunu görüyoruz. Fanzin dergiciliğin önemli yüzlerinden biri olan aykırı'daki yayın hayatında seni destekliyor ve bizi nice güzel yazılarla besleyeceğine inanıyoruz, sana ve size güveniyoruz...
Bağlantı »