YENİ SİTEMİZ:57.SAYI VE SONRASI

« Önceki | Sonraki »

15/10/2009

Güne Bakamayan Günebakanların Öyküsü

Güne Bakamayan Günebakanların Öyküsü

 

Günebakanı bilirsiniz, diğer adıyla ayçiçeği… Bu çiçek Ay'a mı yoksa güne mi hayran? Adı günebakan… Ama ben hiç güne bakan bir günebakan görmedim, siz gördünüz mü? Benim gördüklerim hep değerli bir varlığını yitirmişçesine yere bakar ya da köklerine... O zaman ona neden yerebakan veya kökebakan denmemiş ki? Belki de “Yere bakan, yürek yakan” deyimi onla ilgilidir, ne dersiniz?

 

Bazı yerlerde günâşık da denir ona, güne mi âşıkmış acaba? Acaba kıyamaz mıymış güne bakmaya âşık olduğundan, yoksa doyamayacağından mı korkarmış ona bir defa baksa? Belki baksa dayanamazdı, yanardı... Belki de Gün ona âşıktır kim bilir? Güne bakamayan günebakanların öyküsü bu:

 

Bir zamanlar küçük bir papatya varmış. Diğer çiçekler gibi baharla birlikte açarmış. Kelebeklerle, arılarla söyleşir; herkesle iyi geçinir, mutlu mesut yaşarmış. Çiçeğinin ortası sapsarı, yaprakları bembeyazmış. Çiçeğinin ortasındaki sarı kendisine benzediği için midir nedir, Gün ona âşıkmış. Herkesin dilinde bu sevgi varmış ama papatya söylenenleri hiç umursamamış: “Bütün çiçeklere hayat veren Gün beni mi sevecek!” demiş, inanmamış.

 

Koskocaman Gün’ün sıcacık sevgisi, küçük papatyayı kısa sürede öyle büyütmüş öyle büyütmüş ki; papatyanın boyu uzamış, çiçeği büyümüş ve çiçeğinin beyaz yaprakları da güneşin rengine bürünüp sapsarı olmuş. Artık ona Günâşık diyorlarmış. Çünkü Gün’ün ona âşık olduğunu artık kendisi de biliyormuş.

 

Eskiden çoğu çiçekten kısa ve zayıf olan papatya, artık küçük çalılardan, fidanlardan bile daha uzunmuş. Bu yeni hali onu önceki alçakgönüllülüğünden uzaklaştırmış. Günâşık, gururlanıp durmuş, kimseleri beğenmez olmuş. Günâşık’ın bu halini Gün duymuş, çok üzülmüş. Oysa onun o alçakgönüllü haline âşık olmuş zamanında.

 

Bir gün yakın dostu Ay’dan bir konuda yardım istemiş Gün: “Ben sana gece ışık vereyim” demiş. “Sen de Günâşık’a görün ki benim yokluğumu hissedip gece karanlıkta korkmasın.”

 

Anlaştıkları gibi Gün, Ay’a ışık vermiş gece için… Dolunay karanlık gökte yükselince tüm çiçekler uykularından uyanıp hayretler içerisinde izlemişler onu… Çünkü ilk defa Gün dışında bir şeyin böylesine aydınlık olduğunu görmüşler, hem de geceleyin… Tüm çiçekler onu hayranlıkla izlerken Günâşık da birdenbire Dolunay’ı görüp âşık oluvermiş. Her gece onun yolunu gözler olmuş. Kendisine Gün’ü hatırlatanlara kızıyor; “Ama o da gece yok ki…” diyerek kendince haklı olduğunu kanıtlamaya çalışıyormuş. Oysa nereden bilecekmiş ki Ay’ın ışığı bile Gün’den emanet… Onu etkilemek için neler neler yapmış ama Dolunay dönüp bir kez bile bakmamış Günâşık’a… Günâşık’ın bu umutsuz halini görenler ona “Ayçiçeği” demeye başlamışlar.

 

Bunu duyan Gün yine çok üzülmüş ve Ay’a teşekkür ederek ışığını kesmiş. Böylece Ay görünmez olmuş. Bir gece, iki gece, üçe gece derken dayanamayan Günâşık, Gün’e sormuş Ay’ı… Gün açıklamış her şeyi: Ay’ın arkadaşı olduğunu, ona ışığını kendisinin verdiğini söylemiş. “Sen…” demiş “…gecelerde benden bir yansıma bul da yalnız kalma diye böyle bir şey yaptım” diye de eklemiş.

 

Bunu duyan Günâşık, bu büyük aşk karşısında kendi yaptıklarından o kadar utanmış ki başını öne eğmiş ve bir daha da hiç kaldırmamış. O gün bugündür de Gün’e sonsuz sadakatini belirtmek için yönünü hep Gün’den yana çevirirmiş ama asla onun yüzüne bakamazmış. Ve artık adı da Günebakan olmuş.

 

polat can

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır