YENİ SİTEMİZ:57.SAYI VE SONRASI

« Önceki | Sonraki »

11/9/2009

Her Kesinlik

her kesinlik

 

                masa üstünde solgun umutlar ve yitirilmiş yılların özlemi yatıyordu.. zaman kovalamacasında yorulmuş ve hayat çıkmazında yenilmiş bir kadın girdi içeri.. eve anahtarla giren bir hırsız gibi hissetti kendini, kendi evinde yabancı.. odaları dolaştı tek tek, " ey hayat nereye saklandıysan çık ! " dedi içindeki ses  "çık dışarı; ben küstüm, oynamıyorum artık.. "  odaların boşluğunda yankılandı bu iç ses, bir tokat gibi çarptı kadının yüzüne.

 

            çantasını yere bırakıp oturduğu kanepede, hiçbir azası tutmaz biri gibi duruyordu kadın, boş odanın boş duvarına bakıyordu sadece. bir film şeridi geçiyordu duvardan. "kalabalık bir yalnızlığın filmi" hasılat rekoru kırıyordu duvarda.. her şey açık seçik ortada duruyordu ama küçük çocuklar gazoz ve mendil satmıyordu bu açık hava sinemasında ve mendil satan çocuklar olmadığı gibi, kadının gözyaşlarını silecek bir omuz da yoktu...

 

bir müddet bu filmi izledi, sonra mutfağa gitmek için kalktı kanepeden; kendini gördü geçtiği kapının yanındaki aynada. döndü ve yeniden baktı aynaya.. yüzündeki çizgilerden hayatının romanını okur gibi heyecan ve hüsranı bir arada yaşıyordu.. onunla oluşan, onu yansıtan bu çizgiler birer iğne gibi battı kalbine. "biraz fondöten kafi" dedi; aramak için çantasını tamamen boşalttı yere. bir telefon, cüzdan ve birkaç bozuk paradan başka bişey bulamadı.

 

            mutluluğu ve umudu satın alamayacağını bildiğinden, cüzdan ve bozuk paralar işine yarmazdı.. telefonu alıp karıştırmaya başladı. birini arayıp içini dökmek iyi gelecekti; şayet bulsaydı arayacak birini... annesini arasa hastalıklarından, kardeşini arasa çocuklarından şikayet edecekti... oysa kadının şikayet edecek kimsesi bile yoktu... sonra, onu arasam şu işi vardır, bunu arasam şuradadır diye düşünürken bir de baktı ki rehberin sonuna gelmiş ancak hala arayacak birini bulamamıştı... herkes kendi telaşındaydı ve kimsenin duymaya niyeti yoktu bu çığlığı...

 

            kimsenin sesi de kalmayınca içinin şarkısı başladı içten içe : "efkarlıyım, başım duman, sitemim var ey koca çınar... zor günümde nicesini andım, muhabbet yetmezmiş bilmedim... dün bugün dedim, gönlümü avuttum, yarın yetmezmiş bilmedim... dert bir yandan, sevda bir yandan, derman yetmezmiş bilmedim..." bu ses de susunca kadın susadı. hayat oyununda mutluluk orucu tutuyormuş gibi gülümsedi.. haberlerde iki ölüm haberi  duyuldu o gece; yoğun yağan yağmurun ardından oluşan selde boğulan ; kadının masa üstündeki solgun umutları ve yitirilmiş yılların özlemiydi...

 

yalnızken yanaklarına gözünün yaşını damlatmak

daha kolaymış gözüne göz damlasını damlatmaktan...

ve insan ölmezmiş sessizlikten...

o kadar mutluyum ki ölüm meleklerini görmek istiyorum

ve bilmek istemiyorum bugünün dününü

dönmek istiyorum verdiğim tüm sözlerden

yolda bir ses duyup ardıma bakmamak

ve görmezden gelmek istiyorum sevdiğim bir arkadaşımı

her kesinliğe bir bahane bulup herkes olmak istiyorum...

kesmek istiyorum herkesle bağlarımı...

 

polat can

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır