Mülâhaza
mülahaza
Dün için özür dilerim senden, sana çıkıştığım için, kalbim hep eziyet içindeydi kuşkusuz hissetmişsindir. Benim marazım bu işte, düşünüp durmak, aklına gelen şeylerinde tamamen yersiz ve gereksiz olduğunu bilmelisin... Ben ne istediğini bilen bir insan olarak sevdim seni, gel geç sevdalara veya yalanlara karşı nefret duyduğumu da bilmen gerek... Böyleyken hele ki artık senden sıkıldığımı ve bu yüzden gerginlik yarattığımı düşünmen başlı başına bir infaz olur! Bunun kesinlikle ama kesin surette yersiz bir zan, bir herzenim olduğu sabahleyin doğan güneş kadar açık... Bütün bu zihinsel gelgite, buhrana karşı senden yardım isteyeceğim. Evet, bana yardım etmeli ve beni bu hazin düşüncelerin elinden kurtarmalısın, bunu yapar mısın? Sevgili meleğim bu talihsiz yaşantıda kendisinden istediğim ilk lütufa karşılık verecek, bana yardım etmeyi kabul edecek mi?
Yoksa kendi başıma içinden çıkamadığım vehimlerle beni baş başa mı bırakacak, Tanrı korusun! Seni gerçekten seviyorum ve belki de sana ait olan, seni kuşatan her şey üzerinde derin bir hâkimiyet kurmak istiyorum. Bu istek Aşkın istekleridir, dedim ya benim marazımda bu işte tepemde farklı şeyler söyleyerek sürekli vızıldayan bir sinek olsun istemiyorum. Her şey dolunay kadar açık ve sade olsun, dostlarına karşı düşmanlık beslediğimi sana itiraf etmeyeceğim, fakat saklamaya da çalışmayacağım! Bunu sen kendin görüp önlem almalısın, isteyerek, talep ederek yapılan ve yaptırılan şeyler her zaman için yara açar ve hayal kırıklığından başka bir şey getirmez.
Üzülüyorum sevgili, çok üzülüyorum, söylediğin şeylere asla şüpheyle bakmadım, lakin olaylar beni şüpheye sürüklüyor… Sevilen kadına bunu söylemek için insanda cesaret gerek. Bütün gücümü toplayarak söylediğin şeylerin mantığımı yatıştıramadığını açıklamalıyım, sürekli bu konu üzerinde konuşup duracak değilim ama en kısa zamanda ruhumu feraha eriştirecek olan şeyi yapacağını umuyorum. Daha o kötü sanla anılan kişinin sende ne işi olduğunu anlamış değilim, bunu tekrar sormadım da, insan yalnızken aklına her şey gelebilir. Gece cesaret verir, şehvet yükselir, Tanrı'nın bildiğini senden saklamayacağım, vaktiyle az kalsın birinin kanına girecektim, fakat yapmadım. Demek kıskançlıklarıma hiç önem vermemeliyim, sadece kıskançlık! İnsan ne kadar kusursuz olursa olsun hata yapabilir. Bunları geçelim, çok minik hadiseler büyük felaketlere neden olmasın, göğsümü gererek sana gelecek yüzümde yok, ben belki kendimden kurtulmalıyım. Neyse, yine düşünceler hücum ediyor, dilerim beni bunların elinden kurtarır alıp bağrına basarsın. Gerçi o zaman bile huzurun geleceğine inanmak güç, artık zevklerin tatlı ışığından söz etmekte yersiz… Acının tarifi gerçekten zor ve karmaşık, hatta insan hepten boş veriyor, ah ne gerek var hınçla kederle düşünmeye, bırakınız öylece kalsın o zaman. İyi kötü her şeyin icraatı Tanrı yasalarına dayanmıyor mu zaten, peki ya bizim yasalarımız? Onlar ne olacak? İşe buradan bakmaya korkuyorum, çünkü Tanrı ve yasa denilen şeyleri kabul ettikten sonra ortada biz diyeceğimiz bir şey kalmıyor. En iyisi hiç düşünmemek, rüzgâr ne yönden eser bilinmez, kim bilir belki mutluluk verici olur sürüklenmek… Güldüğünü görür gibiyim, bende güldüm sanki kendime, itiraf edecek şeyler çoktur insan hayatında, ama ben daha fazla uzatmayacağım.
Hoşça kal değerli… Sen her zaman kaderin ivedi düşüncelerinde yeşereceksin, biliyorum, biliyorum ve bana susmaktan başka bir seçenek kalmıyor…
0 yorum yazılmıştır