Pencere
pencere
Burada, her gün olduğu gibi aynı köşede oturuyorum, penceremin kenarında… İnsanlığın en güzel kaçış icadı pencereler, olup bitenler bu ince, saydam parçanın ardında kaldığında onlara “dışarıda” diyor insanoğlu… Sesler, çığlıklar, karanlık var şimdi “dışarıda”… Umut asla içeride doğmaya kanaat getirmez, dışarısı ise soğuk, ürpertici, ümitten yoksun, sükunetin acısını çekiyor…
Ne kadar kolay yıkılıyor insan, ne kadar kolay inciniyor insanın yaptıkları… Penceremde acıyı görüyorum, şanslılardanım bir pencerem olduğu için… Eskiden onların da vardı, birkaç saniyeye bakıyor insan yapımı… Eski bir radyoyu duyuyorum dışarıdan, ölüm diyor sanki, sonra ateşin çıtırdayan sesini duyuyorum, o da aynı şeyi fısıldıyor sanki, sanki her bir gidenin ruhu, içindeki şaman hurafelerini inandırıcı kılmakla umut dağıtacak gibi, sanki gölgedeki onlar, yalnızca birkaç saat öncesinde yanımda, yöremde olanlar, gölgede aynı insan, gölgede soğuk, titrek, ama aynı… Ağlıyorum…
Bir umut derken, gecenin ölü karanlığında, soğuk ve ışıktan yoksun, bir şey doğuyor karanlıkta, ateşin cılız, inatçı yanışından öte, bir sıcaklık doğuyor bu yıkılmış yapılar ve ölüler diyarına, yaşayan ölüler gibi soğumuş ve sessizlere umut doğuyor gece içinde… Bir ışık, öyle ki, güneşten daha parlak sanki, bir hilal ki kıpkırmızı beyazlar içinde… Ay Güneşten aldığı ışığı yansıtır diyenler, bir kırmızı hilal karşısında fikirlerini yutuyor şimdi, ışığında ısınırken… Yaşama umudu yüklüyor bu ışık, penceremi delip geçiyor… Sanırım gülümsüyorum…
Başını kaldırıyor birisi, görüyorum, sakin, sessiz, başını kaldırıyor mahcubiyetini gizlemeyerek, minnet gözlerinde parlıyor ve yine gözlerinden bir yıldız kayıyor gidenler için ve bir tane daha, geride kalanların görecekleri için… Hilalin ışığından gelenlerden biri, gözyaşlarını siliyor şimdi, bu kez benden bir yaş, tüm dost eller için… Dehşeti yaşayanlar güzellikle büyüyor, korku siliniyor ve şafağı erteleyen karanlık bitiyor. Ne söylenilebilir ki…
Buğulu penceremden sızan ışık huzmelerinde sevdiklerimi anarken, anıların ardında yeryüzünde bazılarının neden var olduğunu görüyorum, bazıları güneşin yerine gelmek için gecenin oyunlarına karşı, bazıları durmadan çalışıyor… Ve her nerede ertelense şafak ve gecenin ölüleri bastırsa umutları, bir hilal doğuyor beyazlar içinde… Beyaz bir çadırda, naylondan bir pencereden sesleniyorum, yanı başımda yuvamdan geriye kalanlar…Ertelenmiş bir geceyi kıranlara minnetle, sükuneti istemsiz bir huzura boğuyorum…
kıvanç kaçakgil
“…aşıkların bAŞKadır yOLu…”
Konu: bu pencere'den bakılır
sizi arada bir okuyabilsek de üslup bakımından çok iyi olduğunuzu söylemek isterim. pek çok yerden kan kaybederken, yüreklerimize kan pompalıyor, can katıyorsunuz.
Bağlantı »