Put Yontar mısın Yoksa Don Kişot'u Kıskananlardan mı?
Put Yontar mısın yoksa Don Kişot’u kıskananlardan mı?
Oysa Don Kişot kıskanılacak biri olmadı. Olmayı aklından bile geçirmedi. Suskunluğu yeğledi. Yel değirmenlerine saldırdığı yönündeki haberler -ki fısıltı gazetesinin bir başarısıdır bu- karşısında susmayı seçti. Gülüp geçti. Ama ben bunu yapmayacağım. Kral çıplak diye haykıran çocuğun saflığını kuşanarak konuşacağım.
Biliyorum önce gülünecek, alaya alınacak sözlerim. Tıpkı Don Kişot’un başına gelen gibi.. Don Kişot..
İşte söylüyorum Don Kişot’un saldırdıkları yel değirmenleri değil tanrılardı. Don Kişot saftı saldırdıkları kurnaz.
Nasıl da dönüşüverdiler aniden yel değirmenlerine. Ve nasıl da gülünç kıldılar zavallı şövalyeyi.. gülünüp geçilecek bir şeye dönüştürmeselerdi nasıl sürdürebilirlerdi ki varlıklarını? Öyle ise hazır olmalıyım boynuma asılacak yafta için. Boynumu alıştırmalıyım, bu yükü çekecek kıvama getirmeliyim yılmamak için.
Ya don Kişot’a olduğu gibi gülünç duruma sokacaklar ya da suçlayacaklar, çarmıha gerecekler marangoz gibi.
Marangozu çarmıha geren tanrılar da kurnazdı.
Önce çarmıha gerdiler sonra çarmıha gerileni tanrı kılıp baş tacı ettiler. Varsın marangoz kaçıp gitmiş olsun onların törenlerinden şölenlerinden, ayinlerinden yortularından varsın uzak kalsın ve beri olduğun ilan etmiş olsun. Nasılsa marangozun kendisi çıkıp da yalanlarını yüzüne vurmaya kalktığında yığınların dinlemeyeceğini biliyor tanrılar. Ve dinleyeceklerin başına gelecek olan başından bellidir, bunu göze alacak kaç kişi çıkar? Bilirler bir elin parmaklarını geçmediğini tanrılar ve bilirler çarmıha gerilirken aykırıların çığlıklar savurmayacaklarını, pişman olup tövbe etmeyeceklerini.
Söylüyorum size tanrılar kıskançtır ve fakat belli etmezler. Örterler kirli kıskançlıklarını. Bir bir yerlerinde gözleri vardır ve fakat belli etmezler. Aralarından palazlanmamış biri palazlanmaya çıktığında diş bilerler. Ve bilirlerse diş geçirebileceklerini, sezerlerse saldırırlar hiç düşünmeden. Alaşağı etmek en keyif aldıkları oyundur. Diş geçiremedikleri karşısında el pençe divan dururlar ve himmetini beklerler. Var güçleriyle savunurlar. Diş geçiremediklerini parlatırlar bedensel ölümünden sonra bile parlaklığı gitsin istemezler onun o karanlık ışığı kendi tahtlarını aydınlatacaktır bunu sezerler, pek bir güçlüdür sezgileri.
Tahtlarını sarsanı var güçleriyle bertaraf etmeye çalışırlar. Olmayınca safına geçerler. Bu yeni geleni kendileri gibi kılmanın yolları için sıvarlar kollarını. Sezdirmeden. Ve gün gelir o kirli o kanlı tahta oturturlar tahtta oturan tahtlarını başlarına geçiren değilmişçesine. Öyledir de artık o tahtta oturan tahtlarını yıkan değildir. Ancak yığınlara bu oturanın O Put Kıran olduğunu söylerler arsızca ve inandırırlar, öylesine mahirdirler inandırmakta. İnanmayanı, bu O değil diyeni ateşlere atarlar, çarmıhlara gererler ortasından ikiye biçerler put kıran adına.
Tanrılar bilir her put kıranın kendileri için taze bir kan olacağını. Bu yüzdendir her yeni put kıranı gördüklerinde belli-belirsiz bir sevinç içre oluşları.
Şimdi söyle nedir seni “kıskanılacak zamanlar” dedirten? Put kıranların put yontar kılınışı mı?
cemal çalık
Konu: .
eyvallah abi.
Bağlantı »