Karar

2011-08-18 19:02:00

fotoğraf: emrah ayhan      karar   en ölü yerinden doğdu varlığının en ölü haldeyken dirildi   uyanmak saati yüze dokundu sonra bir dolu karanlık açtı gözü kararırken bir karar alındı siyaha baka baka en beyaz için bembeyaz için öyle derin bir nefesti ki içe dolan içlerden taştı rüzgara doldu huzur kelime çukurlarına bata çıka esir olmaya giden adımlar bile geri geldi özgürlüğe çıkan yollar için kuyu kuyu boşluklardan çıktı dolu fısıltılar ve gözü aydın bir dolu adım atıldı hayırlı olana gök aydınlandı gece ışıldadı sabahtan evvel kendi gözüyle gördü yıldızın biri gariptir hiç şaşırmadı nedendir hiç bilinmedi                                     büşra demirağ Devamı

Beyt

2011-08-18 19:00:00

beyt   Matemin rengidir siyah; Bir de senin… Çevrende ram olmuş çıplak ayaklar, Taşından hissedilir kalp atışları evrenin.   Sana koşan kendine ulaşır! Siyahlar giyinmiş bir ayna, Şefkatli göğsünden özüme yansıyan. İçten içe fethe çıkan divane seyyahların, Yalvarışları yakarışları, Güvercinlerin kanadında semaya uçuşan.   Aç dudaklardan sızar dualar, çarpar mermerlere; Ter ve gözyaşı! Korku ve ümit! Yürek düşer her dakika yeni bir sefere.   Siyah ayna! Apaçık gösterir bütün gizlerimi, Tenden gayrı, cana pek yakın; Mahşer var! Girdabına kapılıyor sevdalılar akın akın.   Her yer taş, her şey taş! Taştaki haykırışı görmüyorsa gözlerin, Neye yarar vuslat? Ruhun kör; yüreğin kaskatı taş.   Muhammed kokulu siyahi gecenin, İbrahim’i teslimiyeti gönle düşen… Endişe yüklü Hacer yüreğidir, Taşları parçalayıp, Yorgun parmaklara suyu getiren.   Zaman sağlam pusu; Korkunç aldanış! Tek yol var, tek netice: Sadece O’na varış…   Umudun rengidir siyah, Bir de senin… Kaşın taş, gözün taş! Ömrü ziyan, Senden O’na gitmeyenin.                                              murat koçak ... Devamı

A:Sizin Gibi GençveGüzel Bir Hanım Bu Saatte İnternette Olmamalı

2011-08-18 18:27:00

Şimdi ne alaka? Bi dk sakin, anlatıcam. Sevgili dostum Limit 180 ile zaman zaman nerdeyiz, 1998 olması lazım, oradayız. Orası dediğim de bildiğin İstanbul, hafif gizem katayım dedim elime yüzüme bulaştırdım, iğrenç oldu. Hiç gizem katamıyorum. İnsan bir gizem katabilir. Orada, İstanbul’da böyle şeyler oluyor. İşte insanların turp ve diğer zerzevatlarla salata yapması mı dersin, ne dersin o oluyor. böyle bir yer: fantastik. Mesela “ah şimdi bir kar yağsa da izlesek” diyorsun; hop, kar yağıyor. “Biri bakkala inse de sigara alsa yeah” diyorsun, biri bakkala iniyor filan. Müthiş yıllar. Şimdi öyle yıllar kalmadı doğrusu. Yıllar MŞŞ ayrıldıktan sonra bozdu. İlk yıllarıyla sevdik, onun yeri başka. Kısacası ben bir lafı uzatmıyım, kargo şirketinde çalışıyorum. Bu bir şey gönderirken kırk tane şey sorma görevlisiyim. Bir gün adamın biri geldi, yaklaşıyor bankoya, valla benzetmek gibi olmasın tövbe estafurullah böyle ilyas salman gibi tipsiz mipsiz. Pat. İndirdi kucağındaki banyo aynasını, arkasından kadın çıktı. Lan neler oluyor arkadaş ya. “Pardon ben bu aynayı gönderecektim ama paketleyemedim sizde var mı” filanlar dedi. Kadın da kadın yani. Böyle nasıl desem, angelina jolie’nin daha güzel olanı. Dudakları gayet insan dudağı gibi. Korkunç değil. Gözler renksiz, saydam. “Tabii” dedim, bizim arkada zaten paketleme zımbırtıları vardı, ondan alıp geçirdim aynayı içine. “Burdan ödemeli mi karşıdan ödemeli mi yoksa hiç değişmemeli mi?” diye sordum. Adının Zebra olduğunu kayıt sırasında öğrendiğim kadın esen bir gibi gürledi: “Ama ben değişmezsem ben olamam ki!?”. Ondan ürktüm, hemen sırtımı güvene ya bu oluyor ya hani sırtını duvara veriyorsun da arkandan ateş edemiyorlar filmlerde; ondan yaptım. Gerçekten i... Devamı

Amin

2011-08-18 18:26:00

Amin... Bir ümidin var; yaşamın ve çocukların yirmi iki kilometrelik bir yürüyüş sonunda senin. Arkadaşların ümit yolculuğuna çıkmadan bir seçim yaptılar ve diğerlerini kurtarabilmek için yavrularından en zayıfını geride bıraktılar, sana bunu öğütlemeseler de. İnsan çaresiz kalınca duygularına gem vurmayı öğreniyormuş. En sevdiklerinden kaçarmış ya insan mahşerin hararetinde. İşte öyle bir şey. Düşündün, düşünmedin değil; geceler boyu hem de. Kolların arasına sığınmış üç yavrundan hangisini? En küçüklerini mi? Sana, kokuna en muhtaç olanını mı? Belki ortancasını… Evet belki oldukça güçsüz bedeni; ama kocaman gülümsemeleri var onun, açlığa ve susuzluğa meydan okuyan. İhtiyacın var ona en çok da bu yüzden. En büyükleri kız, altı yaşında. Dayanır elbet uzun yolculuklara. Destek olur annesine. O zaman..? Eğer öleceklerse mücadele ederken ölsünler. Neden bırakmalı ki yavrularını? En azından denemeli öyle değil mi? Yaşatan da, öldüren de Allah celle celalühü değil mi? Dünyanın bir yerlerindeki lüks otellerin açık büfe restoranlarında, tam da aynı dakikalarda karınlarıyla birlikte doymak bilmez gözlerini de doyurmaya çalışırken insanlar, çocuklarını kurtarabilmek için senin tüm hesapların. Uzun uzun düşünüyorsun, adımlarını ölçüyorsun önce. Yirmiiki kilometre, kaç adım eder ve kaç saat sürer, onu hesaplıyorsun.  Kaç adımda ne kadar su? Hesaplıyorsun. Yaşam ümidin arkasında sizi bekliyor, ölüm sizinle. Yanına sadece elindeki beş litre kadar suyu alabiliyorsun bu yolculukta. Kırk üç derecede kavrulan kuraklığın ortasında, gittikçe ağırlaşan ... Devamı

Islak Güneş

2011-08-18 18:25:00

Islak Güneş   Babamın altıncı tayin yeriydi. Taşınmamız yıl içine denk geldiğinden yeni okuluma kaydım hemen yapıldı. Okul çok garipti. İki bahçesi vardı ve ikisi de okulun ön tarafındaydı. İlerideki sitenin kalan dört bloğu bahçeler arasındaki boşluğa taşmış, hatta okul binasıyla komşu olmuşlardı. Okul çağı gelmemiş çocuklar teneffüslerde birinci sınıf öğrencileriyle oynarlar, teneffüsün hemen ardından balkonlara çıkar, camlardan birbirlerine karşılıklı laf atarlardı.          Sınıfımda Orkun diye bir çocuk vardı. Pencere tarafında otururdu. O kuru tahta sıralarda otururken bulutlu, çoğu zaman da yağışlı kış günlerinde ara ara gökyüzünde beliren güneşe yüzünü döner gözlerini kapatır, sanki bütün sıcaklığını hissetmeye çalışırdı. Okul futbol takımındaymış. Ben geldikten bir hafta sonra gidip takımdan ayrılmak istediğini söyledi. Hasta olduğunu öğrendim. Orkun birkaç maçın daha son anlarında oynadı sonra onu da oynayamaz oldu. Hastalığı ilerlemişti ama dışarıdan hiç de öyle gözükmüyordu.   Yine gözlerini güneşe çevirip, kapatmıştı. Zil çalınca beni yanına çağırdı, gittim. Pek az konuştuk. Sonra birlikte kantine indik. Kantinin yeri de tıpkı bahçenin planı gibi garipti. Arabaların bahçeye ulaşmak için kullandıkları uzak yoldan yürüyor, sokağa çıkıyor, tekrardan malların ve öteki erzakların getirildiği arka kapıdan giriyorduk okula. O ısmarladı aldıklarımızı. Çıkartıp parayı vermek istedim, müsaade etmedi. Ödeşiriz dedi.   Bir gün beni evine davet etti. Çok güzel bir evleri vardı. Eşyalar baştan aşağı özenerek dizilmişti. Ben hayranlıkla etrafı seyrederken,... Devamı

Derd-i Yar Elinden

2011-08-18 18:24:00

derd-i yâr elinden   derd-i yâr elinden çektiğim âhtır dil-i bîçâremiz hayli tebahtır   sakın düşme yere kaldıran olmaz yere düşenlere ölmek penahtır   bir servi reftâre âşık olmuşuz gözleri mestâne cemâli mahtır   beni bırakıp da gitme ağyâra kıyma güzel kıyma bana günâhtır   tenezzül eyleme fikr-i nâdâna sohbet-i nâdândan kaçmak felâhtır   düştük bir güzelin dâm-ı zülfüne ol yüzden bahtımız böyle siyahtır   dalmışsın bir bitmez hâb-ı gaflete uyan mest-i nâzım uyan sabahtır   nihâd yine yazdı tarz-ı kadîmden her mısrâı gevher her beyti şâhtır                                         nihat kaçoğlu ... Devamı

Kabe

2011-08-18 18:23:00

kabe…   Ve günü çattıysa acıların Kimsenin hüznünü kanırtmayacak Gök  bir başka bahara selam durduğunda Besmeleye tutunan bir sevda ile Hüznüne ayrılığı da katık sayacak gün… Ve gece bir serseri kadar afili…   Gözyaşının göğerttiği ne varsa gövdemizden Bir güvercin uysallığıyla dökülecek avuçlarımıza. Kırılacak kanatlarımız müşfik bir seherde Akıl takatten düştü efendiler!   İmdi mimlendi zaman, mimlendi şuara, Kalbi kanayanlar için yola çıktı Nuh Bir çift de acı aldı terkisine Bu yüzden konakladı Ağrı’ya…   Darmadağın bir kuşku var dağlarımda Zaman suretlerden kalabalık Neşidelere yaltaklanıyor şairin biri Ve biri inadına şiir diyor inadına evham…   Öykümü dinle öyküme inan Öyküme öykün ve yalınayak sus Eski harflere sığınıyorum çünkü daha çoklar ve daha çok anlatıyorlar ademin sancısını…   şimdi ben metruk ve mukim hüzünler adına suskumu uzatıyorum size bayım! Kana kana için kanatsın içinizi Aksak adımlarla ulaştırın tebliğimi Göğüne sancı saplanmış kuşlara…   Semahıyla döndüğüm efsun Bir dervişin postuna konduğunda Göğüne seccade serdim acıların Koy alnını yüreğin erimediyse harına…   Kör dövüşü bir yangın İçimin ahengine otağ kurdu Saklanıp duruyor ağzımdan kaçan harfler Ben harflerin mukimliğinde konaklıyorum. Önüm arkam sağım solum kabe…                     ... Devamı

Vurgusuz Kalmak

2011-08-18 18:28:00

vurgusuz kalmak   yavaş yavaş yitiriyoruz, yitirmek istemediklerimizi kavîs çizerek dönüyor başlarımız bunalan omuzlarımızda tadını arıyoruz ilk heyecanını sevilerin hülyâlar çarpıyor bizi, içimiz geçiyor kabaran duygular sırtımızı dövüyor dönüp bakmıyoruz bile nefret ediyoruz çünkü gerçeğimizi anımsamaktan kavramlarımız yetmiyor iniltilerimizi kavramaya belli ki vicdanlarımız yoruldu yaşamın kötürüm olagelmişliğiyle savaşmaktan renklerimizi sildiğimizden, soldurduğumuzdan bu yana şehrin homurtusu uyandırıyor bizi bir de bakıyoruz ki sabah olmuş: cildimiz buruş buruş, saçlarımız geceden solgun sulanmış söylevler gibi dökülüyoruz sokaklara ince ve kirli bir derecikten farksızdı tabanlarımızı ıslatan kaygılarımız cesaretle kolladığımız korkularımızla aç bir ırmağa dönüştüren de bizleriz tâ ki önüne katana dek bizi, aldırmadık çarpa çarpa parçalandı kalbimiz bahaneden kayalara fayda etmedi gönülsüz çırpınışlarımız neye dokunduysak çoraklaştı hedefine saplanmadı sözlerimiz bir hayli yavanız yiğitlik çekileli aramızdan alıntılar serpiştirip duruyoruz hayatımıza okuduğumuz kitaplardan: avuntu olsun diye adamlığımıza yamaçlarında soluklanabileceğimiz serin kırlar yok artık, gönül koymak için şehrin algısını emerek kısırlaşan kadınların hiç kimseyle buluşturulmamış hırsı -yani çiçek dokunuşlardan utangaç ve ılık ürperişlerimiz- buluşmadı yazgımızla her gün biraz daha sıcaktan kavruluyoruz yitirdiğimiz özlemidir yaşamadığımız enfes çağların zevki vardı,tükettik uzanıp kopardığımız düşsel meyvaların suçluyuz biliyoruz suçla... Devamı

Issızlığın Ortasında

2011-08-18 18:22:00

fotoğraf: emrah ayhan   ıssızlığın ortasında   ellere sinen fesleğen kokusunun sızısında... süzülüyor damlalar hesapsızca, fısıltılar arasında yorgun bakıyoruz içimizin aydınlığına, bulutlar kuşatırken, düşüyor yağmurlar güneşi soğutuyor köprüye gelmiş ruh sessizliğin bozgun adımlarıyla sarsılıyor...   çile odasında yaşarken gölgeler sindikçe ışığın kanatlarına, uçuyor hoyratça soğuk rüzgâr savururken günlerin yapraklarını kapılara prangalar vuruluyor anahtarlar bulunmaz oluyor köhne yansımalarımızın boşluğunda...   iç sesimiz duvarlara çarparken güneşten çivilerle işleniyor yanıklarımız ıssızlığın ortasında kayboluyoruz gölgemiz bizden bir adım öndeyken kokluyoruz hayalimizi ellere sinen fesleğen kokusunu sızısında...                                            merâl özcan aykIRIEDEBIYAT  18 ağustos 2011 SAYI:75   h-aykIRabilenlere… SAHİBİ:OKUYUCULARI   büşra demirağ, meral özcan, bengisu uzun, nihat kaçoğlu, atilla akın, özgür göreçki, hikmet kızıl,       oğuz atahan başaran, murat koçak, emrah ayhan   www.aykiriedebiyat.com www.aykiriedebiyat.blogcu.com emrahayhann@hotmail.com metahcakko@hotmail.com SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR ... Devamı

Kısa Bir Ara

2011-08-18 18:19:00

kısa bir ara   pasif meş'aleler meşgale lüzum rahatlıktan utana utana sonla yüzleşmeli şimdiki zamandan   zulada gaflet var galiba galatlar kaçmış, kaçırılmış lal olmuş lahzanlar naturanın yokluğu zulmette dert belki de kör kuyu zulmete davetiye                                 bengisu uzun         aykırı’YI BULABİLECEĞİNİZ YERLER:   FATİH-İnkılâp Kitabevi, hoca üveys Kütüphanesi, Bilim ve Sanat Vakfı, Özgün Yayınları BEYOĞLU- Simurg Kİtabevi ÜSKÜDAR-Kaknüs, Yedi İklim, Zen, Üsküdar K.evleri SÜLEYMANİYE-Ağa Kapısı TOPKAPI-Akabe Vakfı (Denge Yay.), Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu MARMARA ÜNİ.GÖZTEPE YERLEŞKESİ- Eğitim Fak., Fen Edebiyat Fak., İletişim Fak. Koridorları YILDIZ TEKNİK ÜNİV.-Fen-Edebiyat Fakültesi ve Sosyal Bilimler FakültesiKoridorları ANKARA-Vadi Yayınları İZMİR/BUCA- Buca Eğitim Fakültesi (Edebiyat Öğrt. Böl.) KONYA-Nöbetçi Fotokopi(Rampalı Çarşı) Enes Kitabevi,Kitap Dünyası KONYA/EREĞLİ-Ereğli Kitabevi, Nesil Kitabevi ISPARTA-Şeyda Kitap-Kırtasiye KIRIKKALE-Şark-ı Divan Çay Evi DENİZLİ-NT Mağazası, Yaprak Kitabevi SAKARYA-İksir Kitabevi BURSA-Seriyye Kitabevi SİVAS-erguvan sahaf ORDU/ÜNYE-Ender Kitap-Kırtasiye KİLİS-Simurg Kitabevi ADIYAMAN/Kahta-Öncü Kitabevi Mardin/Kızıltepe-Kampüs Kitap Kırtasiye ŞANLIURFA/SİVEREK-Akademi Kitap Kırtasiye KAHRAMANMARAŞ- İşler Kitap Kırtasiye ... Devamı

Eee?

2011-07-02 00:07:00

Fotoğraf: emrah ayhan      e? ağacın yaprağı dökülür  ışığın da güneşi vardır e? e'si yollar uzundur yoldayken düşünmeden olmaz olmadıkça kalem şiir yazar yazdıkça şarkı kulakta kendini unutur unuttukça etrafta adımlar dolanır zihin hayale bulaşır e? e'si hayal dediğin güzeldir hayalken ve de hayaldeyken benim ağacımdaki yapraklar dökülmez düşmeyi hayal eder ve düşerler dökülmekten öte bu yüzden ikinci ağacımın sekizinci yaprağı düşünce yerdeki kanlı canlı hayali kimse ezmedi.             büşra demirağ   Devamı