27 06 2010

Hücreden / filisTürk

HÜCREDEN   Göremiyorsun gökyüzünü Göremiyorsun geceyi ve sabahı Bilemiyorsun zamanı   Oysa şimdi zamanı Bir bozlak bul kendine Bir deyiş bul diline Ya da gir bir türkünün içine   Gün firar günüdür Gün özgürlük günüdür Düşmeden dile, düşürmeden dile Memleketimin bir ezgisinde Düş gel gözlerimin içine   ahmet yılmaz tuncer filisTürk (Ürdünlü çizer Zeyd El-Kilani “aykırı” için çizdi.) zeyd el-kilani ... Devamı

27 06 2010

Cevap

KURDUĞUNDAN ÇOK YIKTIĞI ŞEHİRLERİ DÜŞLEYEN ADAMIN GÜZEL BİR KIZA CEVABI   Ben gitme ustasıyım yolları sile sile Giderim adımı bile unuturum seninkini de Üstümüzü örten geceyi unuturum Kalbinin dudaklarında atışını bir nebze Nefes almak gibi unuttukça yaşarım   Günü gelir sigortalarımı barut gibi yakar Karanlıklara akar giderim Nasıl akıyorsa bir nehir gecenin köründe Kör gözleriyle ezbere   Ben gitme ustasıyım Yapabildiğim en basit iş bu çünkü Bağlanmak körü körüne Küfürdür gördüğüme Hesap vermem Bir geldim şu dünyaya Birden başka sayı bilmem   Adamakıllı giderim şaşarsın Öyle seversin ki gitmemi Gün gelir Ben gittikçe yaşarsın                           tarkan başer ... Devamı

27 06 2010

Kadınım

KADINIM Bir kadın taşıyorum bedenimde                   ve bir çift ikiz göbeğimde   Tanımadığım sokaklardan geçiyorum   Bilmediğim sözler duyuyor   Görmediğim yüzler görüyorum                       ve ben kadınlık denen kara kutudan sesleniyorum: Enkazım bulunsun!   Kadın bir ömrü hapseden   Kara kutudan ikizlerim bulunsun( eşitlik, umut)   Bulunsun beyaz çarşaf üstündeki              kırmızı lekenin sebebi   Bulunsun dört duvara                       gece yatakta kocama,                   gündüz çocuğuma komşuma                         olan sömürülmüşlüğümün sebebi Kadınım,   Dünya gerçeğinin   Erkek gerçeğinin kadını   Kendimden başka kul olmuşum herkese   Ama yeter! Bu son olsun             Elim tutsun                     gözüm görsün                                 sözüm acılarımı yüceltsin ... Devamı

27 06 2010

Takotsubo

TAKOTSUBO   güler mapmavi timsahlar çünkü çünkü insan bir fırsattır böbreklerine kadar   hmmmmmmmmmmmmmmmmmmm yapılabilecekler kısıtlı sanırım şiirde v'evrende. evrenin insanı hasta eden bir yanı var. bir de diğer yanı: sevgilinin yanâğı. pürüssüs, steril, hijyenik. dönemin normlarına uygun yavrum. uygun maaçup bir atın adını unutması gibi avucunda koyu mavi yağması kanın, esmesi rüzgarın yelelerine pardno bakar mısınız ablacım sen söyle allah aşkına yakışmıyor mu israfile sur, beni melime bu kadın âya şapka. yakışmıyor mu sen söyle güzel kardeşim yakışmıyor mu bu bel filan bulutlara, düşmesi filin hayvanat bahçesine teşhise intak, bebelere balon   ndan sonra başına ne zaman kötü bir şey gelse beni hatırla bu hiç aklından çıkmayacağım anlamına gelir. bir kara kopar da kıtalığını ilan eder: merhaba afrika dirseğini süte banar siyah bir anne -termostat olur deprem olur, yangın olur, sel ve diğer felaketler olur, olur bunlar birbirimizi kandırmayalım insan bir fırsattır böbreklerine kadar   ey mesela denizde sekmerek vakit kaybetmeyen taş! koçum benim. devam böyle aynen, su da bitecek inan kör olacağız güzel günler görmeden, sanatın incelikli en incelikli sanatlarla yazılacak hipodromu girişine o yakışıklı ayet: "Soluk soluğa koşan atlara andolsun."   Aslında iyiydik, yakışmamaya yakışıyorduk ne güzel meğersem uzaylılar yokmuş bunu ben de bilmiyordum sana var demiştim (canavar demiştim) afedersin çok sanki adamın teki oturmuş şeyin ayarlarıyla oynuyor mütemadiyen, geçmek bilmiyor bazı aylarda mayıs   gülsün kıskırmızı timsa... Devamı

27 06 2010

Yol Çizgileri---

Yol Çizgileri - - - Kirli otobüs camlarının ekranında, Gecenin koynuna akıp giden titrek ışıklar. Yol çizgileri, Umarsızca üşüşüyor içerime. Ve ışıklar. Biliyorum martılarda kadınlar gibi üşüyor, Çığlıkları dökülmekte ellerime. Eskiden, Otobüs şoförleri sigara içerlerdi, Müzik susmazdı, arabesk olsun abi! Özlem, gururla taşıdıkları nişandı gözlerinde, Her kilometrede yanıp sönen. Şimdi, Güneş gözlüklerinin arkasına, Hapsedilmiş kimlikleri. Soğuk ve uzak,  kentimden yüzleri. Bir çocuk çocukça, Ekmeğini mavi sulara fırlatıyor. Martılara ulaştırsın diye, Gözleri denizde çakılı. Martılarda kadınlar gibi uçuyor, Uçuyor, uçuyor. Yol çizgileri; kucaklaşma hayali, Ayrılık şeridi, yol çizgileri. Acımasız gurbet, vefakâr sıla, Aksi yönün yolcusu, Yol çizgileri… Hedefe kilitlenmiş renksiz robot Otobüs şoförleri…                                    murat koçak ... Devamı

27 06 2010

Garip Adına Bir Masal-2

Garip Adına Bir Masal (2) Sandalyede oturur. Önünde bilgisayar. Arkasında duvar. Yanlar, ses geçiren boşluk. Garip’in sesini duyar. Garip’in bedeni yoktur. Sadece sesi vardır. Anı’nın bedeninden ayrılmış görüntüsü, elinde bir bardak sıcak suyla döndüğünde Garip ‘in bulunduğu odaya girer. Masanın üstünde ‘Tarçın Çayı’. Bir paket alır, sıcak su dolu bardağa koyar.  Saat erkendir. Anı’nın görüntüsü bilgisayarın karşısında oturan Anı’nın bedeninin içine girer. Kulakları sestedir. Garip’in gür sesini duyar. Garip’in bedenini bulup, içeri girip görmek ister. Çıkan sesin görüntüsünü arar. Çekinir, duraklar, hayal eder sadece. İki kişi gelir odaya; bir erkek, bir kadın. Anı’yı konuşurlar Anı’nın yanında. Dışarıda başka bir mekanda birinin parmakları telefonun tuşlarına basar. Garip telefonu açar. Garip’in gür ama yorulmuş sesinin fısıltısı odada yankılanır. Anı’nın görüntüsü kendi kendine mırıldanır. “Hasta mı?”. Telefonu ister. Ses; durgun, konuşmaya hazırlıklı, sesine odaklı, sitemsiz, temkinli konuşur, Anı’yla. Anı dinler. Garip ‘in sesidir telefondaki ses. Odada yankılanır ses. Sesinden bahseder Garip. ‘Duyacaksın’ der, ‘Duyacaksın sesimi her yerden. Benim sesim gürdür.’ Bir demet çiçek almak için koridorda gezinir Anı’nın parasını koyabileceği bir cebi yoktur. Parası bitmiştir. Sokaktan kenara konmuş bir masanın vazosundan bir dal çiçek koparır. Çiçeği eline alır, onu götürür Garip’in masasına koyar. Sabah yolcu vagonunda saçları düzdür. Kalabalıktır vagon. Herkesle beraber vagondan iner. İn... Devamı

27 06 2010

Gidicisin

Gidicisin   Ayrılık: Zordur alışılması…   Tanrı öle yaratmış ki insanoğlunu, kaybetmeyi hiç haz etmez. Savaşta, sporda, kumarda, aşkta hep sevdikleriyle sonsuzluk biçer.   Ayrılık piyangodur aslında, talih kuşunun talihsiz hediyesi… Hele giden kişi bir daha dönmeyecekse, ebedi ayrılık, her gece meyhanede beklemektir.   Biz insanlar, sonsuzluğun huzurda olduğunu sanırız; lakin yanılırız.   Sonsuzluk yoktur bu hayatta, “Seni sonsuza dek seveceğim.” sözü ise yalandır. Anlık hazzın yanında sonsuzluğun lafı mı olur?   Ölürken, şunu demek isterim yanımdakine: “Sana çok güzel bir hediyem var, ismi Ayrılık…”. Ne kadar gülünç ve duygusal. Drama, hayatın aynası mıdır? Bir insana o kadar çok bağlanmayacaksın, unutma ki; elindeki güvercin bile havalarda uçmak ister. Bir insana o kadar gölgeni hissettirmeyeceksin. Çünkü arkana bakmadan yol aldığında bu diyardan, bakmadığın arkan ne denli facialar doğurur bilemezsin. Hayat gelişli gidişli bir yol, iki tane yani; fakat gidişinde dönüşünde tek, hayat tek kişiliktir. Her ne kadar dostlar, arkadaşlar, sevgililer görsen de. Kuru dudakları ıslatsan da hayat, tek kişiliktir, gidişi olup dönüşü olmayan… Yani, biletin kesildiğinde adama dönüşümü de al diyemezsin. Evlilik ise iki kişilik yalnızlıktır, alnını okşayan biri vardır görülmeyen; fakat sıcaklığını hissettiren bu Azrail’dir. Sevdiğine ne bağlan ne de bağlanmasına izin ver. Gittiğinde, her ikiniz de çok üzüleceksiniz. Ölüm ne kadar acıdır ki, ayrılık bir sıcaklıktır. Hep sıcak davran derler insanlara, büyük yalandır... Birini çok sevmeyeceksin, çünkü gittiğinde boş olduğunu her ikiniz de biliyorsunuz... Devamı

27 06 2010

Gitmekle Gitmemek Arası

GİTMEKLE GİTMEMEK ARASI Gitmekle gitmemek arası..Bir garip, yarım kalış öyküsü sokaklar şimdi.. Islaklığı kirpiklerinden akar geceye..Zaman üşür kalır öyle..Kar düşer yamaçlarına ulu bir dağın..Şehreyse yağmur yağar..Nemlenir bütün ışıklar.Esmerleşir kumral kaldırımlar. Siyah saçlı asfaltlar kararır. Ve bir adam yürür, ışıkları çoktan sönmüş evlerin arasında. O yürüdükçe geri geri gelir yollar. Gitmekle gitmemek arasında..O kadına yürür. Kadın camdan bakar, hemen arkasında. Sessizce haykırır gözyaşları. Utanır yağmur, yağdığına. Sümbüller başka topraklarda açar şimdi. Sonsuzluk âlemiyle, bu dünya arasında.. Çayın kokusuna karışmış anılarını yutarak. Gömülür mekanı ilk bakışın..Ağlamasın diye çiçekler, su döker kadın. Acıya dayanıklı serviler bile içlenir.  Gök dayanamaz boşaltır kendini. Kanı çeker, adamın ruhunu. Uzak diyarlardan, bahçeye dalar gözleri, buğulanır içi. Suskunluğuyla anlatır kendini. Ve yürür. O yürüdükçe geri geri gelir yollar.. çiğdem burhan ... Devamı

27 06 2010

Efsunlu Bulut

efsunlu bulut   boş, bembeyaz bir bulut uçtu sonsuza doğru titredi yerle gök titredi kainat...   ellerinde küçük bir umut rüzgara karışıverdi fazla dayanamadı kanatları lilalar morlar maviler yayıldı gözlerinden efsunlu bir güzellikti fondaki eşsiz şarkı sarmaşıkların arasında ufacık bir yaprak   ne yapsa yine onu bulamayacak...   efsun emel canpolat ... Devamı

27 06 2010

bul-a-şık

b   u   l  -  a  -  ş   ı   k   Bitti… Beni karanlığımla bırak İçime bir Ay gibi öylesine batarak…   Şimdi Bulaşık yıkarken gizli gizli ağlayan Ve hatırlayan Geçkin ve kaybetmiş bir kadın gibi Gözümün önünde tüm yaşanan…   Sana “Canımsın” dedimdi… Çık hadi!   metah çakko       aykIRI EDEBiYAT   27 Haziran 2010 SAYI:63   h-aykIRabilenlere…   SAHİBİ: OKUYUCULARI   ahmet yılmaz tuncer, tarkan başer, birgül turan, özgür göreçki, murat koçak, gülten ağrıtmış, zeyd el-kilani, burak yasın tunçlar, çiğdem burhan, efsun emel canpolat, metah çakko     adres: gümüş küpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist.     emrahayhann@hotmail.com  metahcakko@hotmail.com   SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR. ... Devamı

30 05 2010

Çocuklar

çocuklar…   Çocuklar koştular Çocuklar hoştular Çocuklar sarhoştular Atılanları buldular Misket sandılar Havalara uçtular Çocuklar koştular Çocuklar hoştular Çocuklar sarhoştular Atılanları buldular Parça parça oldular Misket değil, bomba Olduğunu anladılar Çocuklar koştular Çocuklar hoştular Çocuklar Havalara uçtular…                    murat koçak   aykIRI EDEBiYAT   29 mayıs 2010 SAYI:62 h-aykIRabilenlere… SAHİBİ: OKUYUCULARI murat koçak, şerif kutludağ, gülten ağrıtmış, tarkan başer, mustafa bilgücü, mustafa kemal sağlam, birgül turan, lamees taha, efsun emel canpolat, metah çakko   adres: gümüş küpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist.   emrahayhann@hotmail.com  metahcakko@hotmail.com   SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR. ... Devamı