Ölür müsün Benimle?

2011-04-12 22:27:00

ÖLÜR MÜSÜN BENİMLE? Seni sensiz yaşıyorum İntiharı anlaşılır kılma çabası bu Hiyeroglif bir sancı, Alfabeden arta kalan…   Bismillah demeyi Ve seni seviyorum Yokluğun dağlarımı devirdi Susuşun isyan oldu şehirde   İşte bu sensiz ilk yağmurum Ve ilk ölüşüm bu…   Kargışlanmamış bir şeyler anlat Al götür gözlerimi akşamlarına Kendini şehre bırak Yüzümü ıskala aynalarda Ey çocuk, ey nehrin kızı!  Tut ellerimi bırakma beni…   Varoşlarından sürüldüm kendimin Aşkın sırlı çağrısı Bir rüzgar telaşıyla dokunur hercai Sokaklar telaş içre Ya kendiminim/ ya kentimin..   Bilirim bu nehrin neresinden içilir Ve neresinde en güzel ölünür kentin Ölüm bütün kentlerin amiridir, Şanıma ak hüzünlerle berkitilmiş Aşkları yaşamak düşer.   Düş peşime düşlerimin Sen bir çift kırgın gönlün varisi Şehrin kızı …şehrin kızı! Ciddi ve güzel ol, aşkımı ağlat Olgun ellerin tanıklık etsin Bilinsin ölümün gözlerine baktığım Restleştiğim en acaip ifritlerle…   Ellerine tutunmak geldi aklıma Gözlerini toplayıp avuçlarıma Müşfik bir bürde gibi tutunmak saçlarına..   Fakat bilirim yazgısı aşk olanın Kaygısı ölüm olmaz Terletmez ölüm bu kösnemiş bedeni..   Madem yaşamak Bu kadar çetrefil Benimle ölür müsün ? Sevgilim sevgilim.                        hikmet kızıl ... Devamı

Dün Gözyaşlarımı Dökerken

2011-04-12 22:25:00

Dün Gözyaşlarımı Dökerken   Hayır; dün gözyaşlarımı dökerken hiçbir damlası sahte değildi. Ayrılırken daha kapıda fark edeceksin diye boynumu büktüm yere. Bekledim bir süre uzaklaşmanızı, dayanamadım. Pencereden bakarken hiç beni görebileceğini ümit etmemiştim. O kadar uzaktan başını çevirdin bana baktın ve beni gördün. Gülümsedin bana, el salladın. El salladım sana. Yanında yeni sevgilin ve ortak bir arkadaşımız vardı. Seni görebilmek için geldiğim bu binada, bu koca günde, koca bir yalnızlıkla kalakaldım sana gülümseyemeden el sallarken. Elim düştü sanki kendiliğinden, bana engel olan camın düzlemine. Sen, karların arasından el sallayıp uzaklaşırken yine dönüp bana bakabileceğini düşünmemiştim. O yüzden serbestçe saldığım gözümden ve burnumdan akan damlaları silerken ben; senin bakışlarına bir anda yakalanmıştım. Pırıl, pırıl gülümsüyordun yine. Görmezden gelmiş gibi davranıp uzaktan gülümsüyordun pırıl, pırıl. Ben hiç ağlamıyormuşum gibi sana ve gidişine el sallıyordun, yine. Dönüp el sallayan bedenini ve o gülümseyen yüzünü; adımların seni kapalı bir kafes gibi olan otobüs durağının içine götürdüğünde, kaybettim seni. Bekledim, bekledim gelsin alsın seni diye otobüs. Duraktan çıkarken, gelen otobüse binerken, bir kez daha görürüm seni diye, ümitle bekledim orada, camın önünde. Gelmedi! Gelmedi otobüs! Gözlerimden yaşlar akarken durup sana baktığım yerden uzaklaştım. O otobüs durağında sonsuza dek hiç gelmeyeceğini sandığım otobüsü bekleyeceğini düşünerek; o yerde bıraktım seni, o halinle, o son halinle. Otobüsün muhakkak geleceğini ve seni alıp daha uza... Devamı

Baş Belası

2011-04-12 22:21:00

Baş Belası Küçük kız artık annesiyle hastanede kalıyordu.  Okula gitmiyor, arkadaşlarıyla görüşemiyor, onlarla oyunlar oynayamıyordu. Önceleri ayda bir geliyorlardı buraya. Sonra kız, haftada bir diyalize girmeye başladı. Daha sonra her gün gelmek zorunda kaldı. Şimdiyse günde iki, bazen de üç dört kez makineye bağlanıyordu. Böbrekleri hiç çalışmaz olmuştu. Bir gün annesi, doktorun odasının kapısını çaldı. Doktor ona, eğer hemen yeni böbrek bulunmazsa kızının çok fazla yaşayamayacağını henüz söylemişti. Bu sözleri duyduğunda hüngür hüngür ağlamıştı kadın. Fakat şimdi sakin görünüyordu. Bir şeyler konuşmak istediği belliydi. Doktorun ona gösterdiği sandalyeye oturduktan sonra, “Biliyorsunuz, benim böbreğim kızıma uyuyor,” dedi. “Biliyorum” diye cevap verdi doktor. “Ama sizin tek böbreğiniz var.” Bir süre ikisi de sustular. Doktorun bu kadınla tanışıklığı eskiye dayanıyordu. Kocası da böbrek yetmezliği çekmişti bir süre. Kadın bir böbreğini eşine vermişti. Adam iyileşmiş, hemen ayağa kalkmış, uzun süre gidemediği işine geri dönmüştü. Ailecek mutluydular. Adamın bir trafik kazasında öldüğü güne kadar da, gayet güzel günler geçirdiler. Şimdi aradan beş yıl geçmişti. Kızlarında da böbrek yetmezliği başlamıştı. Yeni organlar bulmanın zorluğunun ikisi de farkındaydılar. Sıralarını beklemeleri gerekiyordu ve kız zaten iki senedir beklemekteydi. Fazla vakti kalmamıştı. Söylediklerine kendisi de pek inanmayarak, “Biraz daha sabredelim,” dedi doktor.  “Elbette kızınız için uygun organ bulunacaktır.” Kadın başını sallayarak ayağa kalktı. Odadan çıkmak üzereyken doktora dönüp, &ldquo... Devamı

Fatma Kadın

2011-04-12 22:20:00

Fatma Kadın   ‘Artık bu son. Vallahi de billahi de bıktım.Yeter artık ben de özgürlük istiyorum.’          Meydandaki gözler Fatma Kadın’ın üzerine çevrildi. Oysa ki herkes onu suskunluğuyla tanırdı. Oğlu arabanın altında kaldığı gün bile susmuştu. Herkes bağıra çağıra feryat etmekteydi, bir kişi hariç; rahmetli körpeciğin annesi Fatma Kadın…         Alandakiler neye isyan ettiklerini unutmuşlardı. Bu tip anlar, her zaman olduğu gibi oradakilerde bir sorgulama anı yarattı.        -Biz ne için buradaydık?         İnsanlar içten içe mırıldandılar:        -Bu ufacık mesele için efradı toplayıp meydana inmeye gerek var mıydı?        Hele ki Fatma kadının sesindeki çatallanma ilk defa insanları kulağına çalınınca,kıyamet habercisi bir olay gibi karşılandı.Hamurunda Eyüp sabrı vardır deniler Fatma kadın nasıl oldu da bağırdı?        Birtakım kişiler şöyle düşündü:        -Fatma Kadın bile bağırdığına göre gayet ciddi bir meselenin içindeyiz.         Köyün sinsi ihtiyarı içinden, “Kadın yılların birikmişini burada çıkarıyor besbelli, demek böyle bir an bekliyormuş, sonunda haklı çıktım!” diye düşündü.         Diğer köyler gibi değildi bu köy.Toprağı, yakın topraklara göre bereketsizdi. Arasında birkaç kilometre bulunan diğer köyün insanları harıl harıl çalışırken, Cuma Köyü oldukça miskindi.      &... Devamı

Diyemedim mi

2011-04-12 22:17:00

diyemedim mi bu şehri yakalım demedim mi. ellerin de karanfil olmayanları hafife alalım demedim mi. sokaklar da ağır ağır yürüyüp vitrinlere bakmayalım demedim mi. bırak o şarkı saatlerce çalsın demedim mi. ortadoğuya ait söyleyecek bir iki cümlemiz olsun demedim mi. ellerin de sıktığın taşlar çoğalsın demedim mi. şehri silkele, arkana bakma, attığın adımların sağlamlığını kontrol etmeden gel demedim mi. bu şehri yak gel demedim mi?! kitaplığından sarkan yazılar çoğalsın demedim mi. bir kaç şairin arkasından koşmayı bırakmadan gel demedim mi. annenin öğütlerini bohçana koy da öyle gel demedim mi. çocukları topla da gel demedim mi. şeker al balon al sürpriz yumurtalar al demedim mi. gönderemediğin tüm yazılarını topla da öyle gel demedim mi. adressiz mektuplarını postacı çantana at da öyle gel demedim mi. saman kağıdına sarıp da tüm dostların için biriktirdiğin kitaptan hediyelerini kap da gel demedim mi. altını çizdiğin tüm cümleleri çuvala koy koşarken dağıtarak gel demedim mi. bu şehri yak gel demedim mi?! eşi dostu topla yol üstünde bulduğun camlara ufak bir taş fırlat da gel demedim mi. ıslıklarını çağırışına ekle de gel demedim mi. tüm bisikletlere atla da gel demedim mi. papatya yapraklarını şehre savur öyle gel demedim mi radyo istasyonların dan "I used to sing for you" şarkısını sonuna kadar aç da gel demedim mi. çocukların ellerine birer uçurtma ver de gel demedim mi. herkese çığlık atmayı öğütle de öyle gel demedim mi. tüm anneleri cadde kenarlarına topla gel demedim mi. anneannelere kurabiye yapmalarını söyle de gel demedim mi. namazın ardından dağılan cemaati de getir demedim mi. bu şehri yak gel demedim mi?! onlara; çaylar benden arkadaşlar diye bağır da gel demedim mi. keleb... Devamı

gÖzler

2011-04-12 22:13:00

..gözLer..   Tanrı'm kapat gözlerini Utancımdan ölemiyorum. ahmet uysal   aykırı’YI BULABİLECEĞİNİZ YERLER:   FATİH-İnkılâp Kitabevi, hoca üveys Kütüphanesi, Bilim ve Sanat Vakfı, Özgün Yayınları BEYOĞLU- Simurg Kİtabevi ÜSKÜDAR-Kaknüs, Yedi İklim, Zen, Üsküdar K.evleri SÜLEYMANİYE-Ağa Kapısı TOPKAPI-Akabe Vakfı (Denge Yay.), Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu MARMARA ÜNİ.GÖZTEPE YERLEŞKESİ- Eğitim Fak., Fen Edebiyat Fak., İletişim Fak. Koridorları YILDIZ TEKNİK ÜNİV.-Fen-Edebiyat Fakültesi ve Sosyal Bilimler FakültesiKoridorları ANKARA-Vadi Yayınları İZMİR/BUCA- Buca Eğitim Fakültesi (Edebiyat Öğrt. Böl.) KONYA-Nöbetçi Fotokopi (Rampalı Çarşı), Enes Kitabevi, Kitap Dünyası KONYA/EREĞLİ-Ereğli Kitabevi, Nesil Kitabevi ISPARTA-Şeyda Kitap-Kırtasiye KIRIKKALE-Şark-ı Divan Çay Evi DENİZLİ-NT Mağazası, Yaprak Kitabevi SAKARYA-İksir Kitabevi BURSA-Seriyye Kitabevi SİVAS-erguvan sahaf ORDU/ÜNYE-Ender Kitap-Kırtasiye KİLİS-Simurg Kitabevi ADIYAMAN/Kahta-Öncü Kitabevi Mardin/Kızıltepe-Kampüs Kitap Kırtasiye ŞANLIURFA/SİVEREK-Akademi Kitap Kırtasiye KAHRAMANMARAŞ- İşler Kitap Kırtasiye   ... Devamı

Yanlış Hesap “Push”tan Gelir

2011-04-12 22:02:00

Yanlış Hesap “Push”tan Gelir   aykIRIEDEBIYAT 12 nisan 2011 SAYI:72   h-aykIRabilenlere…   SAHİBİ:OKUYUCULARI   büşra demirağ, mustafa ayrancı, bengisu uzun, çiğdem burhan, tuba gündüz, hikmet kızıl, ilker sezer, ahmet uysal, oğuz atahan başaran, gülten ağrıtmış, metah çakko   www.aykiriedebiyat.com,www.aykiriedebiyat.blogcu.com adres:gümüş küpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist. emrahayhann@hotmail.commetahcakko@hotmail.com SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR Devamı

aYKIRI oLMAK

2011-03-11 22:59:00

  Aykırı Olmak..   Koşma, yorulursun.. Zıplama, düşersin.. Hoplama, terlersin.. Fırlama, araba çarpar.. Konuşma, öğretmen döver.. Bağırma, baban kızar.. Dönme, miden bulanır.. Çamura basma, üstün kirlenir.. Montunu çıkarma, hasta olursun.. Yağmurda çıkma, ıslanırsın.. Yalınayak basma, üşütürsün.. Topa kafa vurma, aptal olursun.. Etliye sütlüye karışma, sivri olursun.. Gönlünün peşine gitme, seversin.. Sevme, yanarsın.. İnanma, başarırsın! … Kısıtlanmak üzerine kurulu gelişimimiz ile… Başaramıyorsak suç kimde?   foto ve yazı: ertuğrul gazi budur ... Devamı

Sözü Olan Adam

2011-03-11 22:58:00

sözü olan adam Söyleyecek sözü vardı. Seneler hep aynı kaygılarla, peşi sıra tükenip geçiyordu. Yeni bir yıla girip de bunun farkındalığına ulaştığında zaten yılın dörtte biri bitmiş oluyordu. Dengeli biri gibi görünmeye çalışarak, insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü önemseyerek kendi elleriyle boynuna bir kement taktığının farkına vardığında yaşı hayli ilerlemişti. Sözleri içinde birikmiş bekliyordu. Yazılmazsa unutuluyordu kelimeler, hikmetler yaşamak girdabında yitip gidiyordu. Bakışları keskinliğini kaybediyordu, duvarlara çarpa çarpa. Zaman omuzlarına binmiş, boynunu bacaklarının arasında sıkıyordu adeta. Her şeye rağmen sözleri içinde birikmiş bekliyordu. Her sene olduğu gibi yine bu mevsimde aynanın karşısına geçip gördükleri üzerine düşünmek için içinde dayanılmaz bir istek duydu. -Hoş geldin. Ben de seni bekliyordum. -Geleceğimi biliyordun demek. -Geç bile kaldın. Her sene bu mevsimde farkındalığın zirvesine ulaşıp beni görmek, gözlerime bakmak ve yüzümdeki derin çizgileri saymak için karşıma geçiyorsun. -Yılın dörtte biri geçmiş oluyor ama. -Zaten sonrasını da zamanı kontrol etmeye çalışarak geçiriyorsun. -Sonra yine yeni bir sene. Aynı kaygılar, aynı takıntılar, kendimden beklediklerim ve bir türlü olmayanlar, başaramadıklarım. -Başardığında ben ve sen olmayacağız; aramızdaki şu cam da, bunu unutma. -İşin en kötüsü ne biliyor musun? Şu an olduğu gibi her sene aynı şeyleri konuşuyor olmamız. -Soruların aynı olunca cevapların da aynı oluyor senin. Üstelik aradan bir yıl geçmiş olsa da soruş şeklin bile aynı. Ses tonun, çözümsüzlüğün. -Bu tekrar, beni tüketiyor. Ç&uum... Devamı

Yürürken Yerdeki Karoları Say

2011-03-11 22:58:00

YÜRÜRKEN YERDEKİ KAROLARI SAY…   herhangi bir yerden mecnun psikolojisiyle beni oku hangi gözünle bakarsan bak en sevdiğim elbisen üzerinde olsun yürürken yerdeki karoları say aşıklarına en alaycı bakışını at arada bir beni hatırla, gözlerin dolsun sonra unut, hayalini yaşadığın boku rüzgar beyaz tozlarını gözlerine zehretsin yine küfret, canına cananına... kar beyazken güzeldir sen küfrederken. herkes yerini bilsin senin etrafınca. lahitlerde ölüler yatmaz artık ölüleri yatıran efsanelerdir efsane gibi geç kaldırımdan ağır ve mağrur durduk yere gülümse aklına bir fıkra gelince sonra kaldırımın ağırlığını hisset, ciddileş, kafiye meraklısı şaire terk ettirdin ya kafiyeyi, ben değiştim bak, ne artık mısraları bölüyorum, ne kelime seçiyorum. ama sen değişme, sakın, felaketim olur! bilmiyorsun, ben yokken de senin yanından geçiyorum... ilker sezer ... Devamı

Metin

2011-03-11 22:55:00

  metin sakızlar hakkında yazdığım o küçük şirin hikaye vardı ya işte o gün orda ruhunu buldu.metin oldum.ben biliyorum bir sakız asla hiçbir zaman sadece bir sakız değildir bir metin de hiçbir zaman sadece... eğer birgin bir film çekebilirsem hani bir yönetmen belki, değil de küçük bir şey, kısa metraj bir film mesela adı metin olurdu filmin, metinin adı film. aklım o sahne de kaldı.o karede. yo yağmur yoktu ya da çiçekli bir elbisesi ile bisiklet süren bir kız, koca bir balonun içinde bir çocuk, beyaz mobilyalı bir evin için de kahve içerek kitap okuyan kız da yoktu,çiçekli perdeler arasından kaçamak yapan güneş de.sonra uçurtma, ağaç, dev bir ahtapot, hayır hiçbiri. bir adam bir adama zarar vermiyordu süperman yoktu şehir efsanesi değildi, bir cinayet hiç değil, doğal afet olmadı falan filan hayır bayım yoldan geçen o tutkulu adam o kızı tanımıyordu bile, aşk yoktu. kimsenin kimseden haberi yoktu. bir o vardı birde ben. sesler çoğalırken şehir azalacaktı. tüm kalabalığın içerisinden yalnızca o ses eşiğinde sıyrılacaktı insan. kareyi çiziyorum senaryo bu.bir şehir düşünün yer yer parçalanmış her bir aralıktan insan fışkırıyor.kirli bunaltıcı bir kış havası.şehre çöken gündüz geceyi çağrıştırıyor.öyle bir yer işte, “büyük” bir şehir.tam ortada ise göbeğin hemen yanında trafiğe insanlara yaslanmış bir küçük cami. vızır vızır araba sesleri kornalar eşiğin de gerilen sinirler.şehirden yükselen büyük bir uğultu.ama bunların bir önemi yok çünkü seyirciye yansıyan yalnızca bir ses onca gürültüden sadece bir ses. küçük eski bir cami duvarları ge&cced... Devamı