02 09 2006

Yurdum İnsanına Mektuplar-Son veya Uzaktaki Adamdan Mektup

Yurdum İşgal Altında   Yurdum ateş altında… Yurdum işgal altında… Aklımda, yurdum ve sen, senden uzakta, seni özlüyorum… Senden uzakta, yurdumu ve seni unutuyorum… Bilirsin, biz çok özleriz ve çok çabuk unuturuz. Yıllarca sana anlattım düşündüklerimi, hissettiklerimi. Fikirlerimi paylaştın, duygularımı önemsedin. Sonra sen ve yurdum ateşe düştünüz, ateş altında kaldınız. Ben sana sahip çıkmadım… Ben sana destek olmadım. Sen acı çektin, ben feryat etmedim. Ben neredeydim? Yurdumdan uzakta… Esir miyim? Köle miyim? Yoksa işbirlikçi mi? Buna gelecekte sen karar vereceksin sanırım. Ölüm korkusuyla kaçan bir konfor düşkünü müyüm, sen söyleyeceksin. Benim bildiğim, senden ve yurdumdan uzak olduğumdur. Artık uzaktaki adamdan mektuplar alacaksın. Biliyorum; çağıracaksın: “Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön! Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön! Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön!” Ben, çağrılara gelemeyecek haldeyim. Eve dönmek kendime sarkıntılık etmekten başka nedir? orada, arada bir beni yoklar intihara ayırdığım zamanlar” Şarkıya dönmeyi istemiyor muyum? “Şarkıya dönersem ense köküm seyrelecek” diye korkuyor muyum? Ama şarkıyı unuttum. Belki de sen de beni unuttun… Nakarat bile yok aklımda… Kim bilir? Belki sen ritim verirsin, ben de şarkıyı hatırlarım. Çağırmıyor mu sanıyorsun beni kalbim? Kalbimiz çağırıyor: “Kalbime döneceğim, ama hangi yolla?” En çok da onu dinleyemediğime üzülüyorum. Üzülüyorum… Özlüyorum… Unutuyorum…                         m.ahmet... Devamı

02 09 2006

Arap Kızı Web Camdan Bakıyor

Durmadan yağmur mu yağıyor? O zaman arap kızı neden sürekli camdan bakıyor? Hayattan aperatif olarak faydalanan apartman çocukları, aparman insanları. Sabah kalkılır, akşam yatılır. Başka anlatılacak bir şey yok. Hayatın hepsi bir kibrit kutusunda heder olup gider işte. Çocuklar sokakta oynayamaz, üstünü başını kirletemez, tehlikelidir, hasta olunur. Arkadaşına gidip kalamaz;  çünkü arkadaşı bile yoktur. Toprağa basmadan yolun yarısına gelir insanlar. Sonra hep yolun başındaymış gibi hareket eder. Sokağa çıkmadan insan olunmaz. Bir başkası olmadan kendi olunmaz. Arap kız web camdan bakar durur. Korkarak yaşar,  yalnızca hayatı seyreder. Her şeyi içinde yaşatır, içinde öldürür. Hayatı suçlar, insanları kötüler sonra da. Aperatif yaşanan hayatta kişiliği de aperatif olarak kalmıştır, sorumluluk üstlenemez. Arap kız sıkıldı, bunaldı, uflayıp pufladı en sonunda camı kırdı,intihar etti. Zaten yaşadığı hayatın intihardan farkı yoktu. Kutular içinde nice hayatlar yok oluyor. Boya ve marka üzerine kurulu adi bir ütopya modern medeniyet. Arap olan camdan bakıyor  beyaz olan sokakta yatıyor. İnsan mimariyi, mimari insanı öldürdü. Ruhsuz hayatta her şey pornografiye döndü. Bütün bunlara da medeniyet dendi. Madde üzerine kurulan anlam, ilah da billâh da beden. Hayatı kıçından anlatanlara mı yoksa kıçından anlayanlara mı ahımız? Arap kız bitkisel hayatta, beyaz kız şehevi batakta. İnsan can mıdır, mal mıdır? Düştüğümüz çukur haceti hal midir? Kutunun içinde yaşamaya mahkûm edilmiş deney faresi insanlar, hiç olmazsa  çocuklarınızı insan olarak yetiştirin.                           tuncay karakaş   “İşgal olunmuş bir yüreğin sahibinin hürlük iddiası beylik bir iddiadır.”          mustafa islamoğlu, Yürek Devletİ... Devamı

02 09 2006

Güzel Bir Şey Söyle

Birisi bana bir şey söylesin. Güzel bir şey söylesin. İçinde kendisi olan bir şey. İnandığı ve yaşadığı bir şey...Sözün inanılarak söylenilenini sevdim şimdiye dek.Şüphesiz şimdiden sonra da böyle olacak.      Camideki bıkkın, bezgin imamın sesinden yoruldum. Sadece hutbenin sonunda para toplanacağını duyuracağı zaman içtenlikle, önemseyerek, kelimelerini yankı bulabilecek tarzda ağzından döken imamlardan bıktım. İsterim ki, sözler göğsümüzden gelsin. Farsçası ile söyleyecek olursak 'ezber'den.. yani göğüsten… Ne kötü ki, ezber demek artık içtenliksizlik anlamına geliyor.      Ah ya Rabbim, 'bu nasıl dünya hikayesi zor, mekanı bir satıh!' Karışmış her şey. Kurt kuzulara çoban olmuş. Kötüler ahlak dersi vermeye başlamış. Müstehcenlik yayıcılar 'müstehcen' kelimesini mide bulandırıcı bulduklarını söyleyebilir hale gelmişler.      Maksadım şikayet değil. Sadece demek istiyorum ki; insan sahici olanı özlüyor böylesi anlarda.Aslı ile yapmacık olanın karıştığı; iyi ile kötü olanın ayırt edilmesinin zorlaştığı bir dönemde, insan daha çok özlüyor 'asli' bir sesi. Asli bir duruşu. Gördü mü teslim olası geliyor. Görmedi mi özlüyor.     'Güzel olan hiç bir şey hülasa edile- mez' demiş Valery. Güzel'in kaynağı 'Güzel'dir de onun için mi acaba hülasa edilemez. Gözümüz güzel olanı görmek ister. Sadece hissetmek yetmiyor mu acaba. Yani güzellikleri fiiliyata da geçirmemiz gerektiği anlamına mı geliyor bu? Ve zor mudur güzel olan bir hissi, bir hali eylemlerimize, işlerimize aksettirebilmek. Tam da geçiriyorum derken niyeti bozulabilir mi mesela insanın?Bu  bozulmadan insanın kendisini kurtarabilmesi kolay mıdır?      Sahici,içtenlikli sözler duymak, okumak istiyorum.Bazı güzel görünümlü kelimeler ürkütüyor beni. Tedirgin ediyor. Kelimelerin sıradanlaşması ne kötü şey! Yapay gülümsemeler, resmi saygı göstermeler... Birbirlerini hissetmeye... Devamı

02 09 2006

Arka Kapak

Devamı