İbrahim

2011-03-11 22:50:00

ibrahim Bu kurt postu ağır geliyor bu güvercinden ruha Yırtılınca rahmet kitabının yaprakları Önce aklımı yitirdiğimi sandım Sonra ellerimi kaldırdığım yerde, ellerimi bulamadım Üşüyorum İbrahim, kardelen çığlığı kadar yalnız Öyle bir bak ki Bembeyaz bir sayfada bembeyaz aksın kanım Zamanın kanatlarında hüsrandan asır Dökülüyor arzın kurşun şakaklarına Ve büyüyor her gece ruhumda Nemrut bir nasır Sirke küpünde beklerken hayatın Devekuşlarının başlarını gömdüğü kumda Bir çiğdem yeşerse bahara Salıncağından düşen hayallerimin Elinden tutsa biri yeniden Darağaçlarını gömseler toprağa Eflatun bakışlı bir başak Sürgün verse ülkemin öksüz yamaçlarına Karıncaların elleri yağmur duasına uzansa Ağlayacağım yeniden billur ırmaklar gibi İbrahim Topraklı elleriyle güneş Ayçiçeğine su verse Mahşeri bir koku sarsa Aklımızın katran kuytusunu Ve bir dağ kırlangıcı bozsa Sürüsünü çakallar basmış çoban uykusunu ...... Yıkılıyor bütün kentler bir bir içimde Kim kul kim tanrı bu dünyada bilelim İbrahim çıkar sandıktan acılarımızı Çıkar da yanmaya gidelim ahmet uysal ... Devamı

Resim Defteri

2011-03-11 22:44:00

Resim Defteri…   Saat gecenin iki buçuğu, Adamı, çekiştirerek uyandırdı çocuğu. Sokak lambasının titrek ve cılız ışıkları, Eski tül perdeyi delerek, çizgi çizgi düşmüştü odaya. Işık saçıyordu minik kızın yalazlanan gözleri, Minik kızın yalazlanan gözlerinde yanıyordu adam, Adamı yüzünde yılların derin ve kesik izleri… “Ne oldu yavrum, nen var?” dedi adam uyku sersemi.   Kızcağız çekingen ve heyecanlı, Kararsız kaldı söylese mi söylemese mi? Sonunda “Babacığım!” dedi, “Resim defterimi aldın mı?   Adam anladı kızının sıkıntısını, Sabah evden çıkarken resim defteri tembihlemişti. Lütfen babacığım bugün getir demişti.   Birinci sınıftaydı daha kızı, Gururla taşırdı ikinci el çantasını okul yolunda, Çanta; dünyanın ilk yükü olarak, Şimdiden hâkimiyet kurmuştu onun zayıf omuzlarında.   Lâkin adamın işleri istediği gibi gitmemişti. Cepte olmayınca metelik, Adam kızının uyuması için eve geç dönmüştü, Boynu susuz kalan bir dal gibi bükülmüştü. Çocuk hali işte, Uyanmıştı gecenin bir yarısı Demek ki aklı resim defterinde kalmıştı. Soğuk bir rüzgâr yaladı adamın yüzünü, Düşünceleri kayıp gitti kül rengi bir dehlizde, Soğuktu rüzgâr; ama terler bastı her yanını, Mecburen eğip büktü sözünü. “Aldım kızım, şimdi yat sabah veririm.”   İstediği cevabı alan çocuk sustu, Çok geçmedi, kısa sürede uyudu. Dışarıda pencereleri titreten rüzgâr, Adamın yüreğinde fırtına var. Geceden daha koyu karardı... Devamı

Secde, İstiğfar ve Dua

2011-03-11 22:41:00

secde, istiğfar ve dua   “Ne zaman ki biz, Süleyman’a ölümü hükmettik, cinler onun ölümü sezmediler. Yalnız, bir ağaç kurdu, yere dayandığı asasını yavaş yavaş kemiriyordu. Böylece, Süleyman yere yıkıldığında ortaya çıktı ki, cinler eğer gaybı bilseler, o zilletli azap içinde bekleyip durmazlardı.” Sebe’ Suresi, On dördüncü Ayet   I hiçbir yerinden incelmeksizin sonsuza dek gerilirken karanlık -tereddüt, belki de bu cinayetin asli failidir- huysuz bir kömür parçası oluştururdu zamanı, sen uyurdun sen uyurdun, iyice kıvrılıp, kalmayıncaya kadar kıvrılıp iki nokta arasındaki en uzun çizgi kadar kıvrılıp topuğunu açıkta bırakır, uyurdun yanlış diş kapmış bir vida dönerdi sanki boşlukta toprak kazıldığı yeri doldurmazdı artık bütün yuvarlak şeyler bölünüp keskin uçlar doğururlardı içlerinden iki parmağın arasına sıkıştırılmış bir jilet gibi parlardı, tabaktaki elma   sen uyurdun, bir fitilin uzunluğu gibi uyurdun şehir bana kan güderdi bu yüzden mücevher hırsızlığıyla suçlanırdım polis raporlarında asla düzeltilmeyecek bir yanlış anlama gibi oysa sözcüklerle zayıflatılmış bir yüzey arardı kendine acı, fışkırmak için kenarından geçilemez ve çoğul bir şey olurdu kan, sen uyurdun   sen uyurdun, uyurdun, çıkarılması sakıncalı bulunmuş bir mermi çekirdeği gibi uyurdun ırmakları birbirine ekleyen tuz: zehrini kusardı deri bir vesile biçiminde kapıyı çalardı her şey yüzlerce gecikme, öyle ki, tek bir buluşma bile etmezdi artık dönüp en başa gelinirdi sıkıntıyla, ilk soruya: azize v... Devamı

Herkes Yerine

2011-03-11 22:39:00

HERKES YERİNE! Ölü aşıklar tekkemiz olmalı abiler! Mecnun, müderrisi olmalı tekkenin, Ferhat, külüngünü yangın köşesine bıraksın mesela.Natürmort bir yalnızlık büyütsün saksıda Leyla.“Kays”  adını versin yalnızlığa mesela… Kısa metrajlı bir film çekilsin tekkede, çok kısa olsun ama. Aşıkları senaryoya bağlı kalmasın mesela… Kadraja sadece şeyda olanlar girsin, aklı başında adamın bu tekkede işi yok… Hatta Platon okulu veya  Elea okuluna benzesin tekke… Kapısında iri puntolarla “ Şeyda olmayan giremez” yazsın… Neonlar aydınlatsın tekkeyi… Mor bir ışık huzmesi mesela… Fonda salalar, fonda yalnızlıklar, fonda kesif bir nostalji olsun…Faili malum bir aşkla aşındırılsın kapılar, nizamiye kapısı değil yolgeçen hiç değil… hiçbirinden biraz; bazısından hiç… yalın… kesik… randımansız… Gece… kör… karanlık.. kaldırım ve sabah… Kelimeler işte her şeyin evveli… nihayetinde de kelimeler… Gördüğü son kuşu simurg zannededursun dağlar abiler…Bir nehirde birden fazla yıkanan Heraklit yalan söylemiş bize mesela…   Evlerinin önündeki boyalı direği belediye sökmüş olsun mesela… “Ulan tütünü kim yasakladı ne basacağız imdi cerihamıza diye” celallensin bir celali Nasıldı türkü hani: Celaliyim celalisin celali… Hüseyniyim hüseynisin hüseyni…  Bir “Erol” vardı hani  “kızıl”… Saksımda şiirini unutmuş görürseniz selam edin benden abiler… Kızıl bir şiirle yaşıyor saksıdaki menekşe… kan kaybetmiş bütün yaralar hükümsüzdür, tiz zamanda tüt&uum... Devamı

Keşke

2011-03-11 22:33:00

keşke… Hayatın en derin, en koyu, en durgun, en hırçın rengidir keşke. Zift kadar siyahtır kimi zaman, kimi zaman hüzün mavisidir, kimi zaman ellerimizin uzanabileceği noktadan milyonlarca uzaklıktır keşke... Keşke, bir zaman olur tanrı gözükür deniz mavisi gözlerde. Keşke, bir zaman olur en temiz sevgilerin en durgun sularında boğar insanı, bir zaman olur bütün saflıkların üstüne ateşten daha kızıl bir maske olur, bir zaman olur sigaranın dumanında hayal, bir zaman olur baktığın gördüğün duyduğun... Keşkeler, hayatın en çok amasıdır, keşkelerin olduğu cümlelerde bütün noktalama işaretlerin arasında ne çok soru işareti kullanılır ama soruların hiç bir zaman cevabını veremeyiz çünkü keşkeler kendimizden kaçıştır çünkü keşkeler görünmek istediğimiz yüzün en zayıf halkasıdır sorulara cevabı verdiğimiz zaman kendimizi tanıyamamaktan korkar bir kristal gibi parçalanmak kabusumuz olur... Oysaki keşkesiz hayat, yaşanmamışlığın çok olduğu, hiçliğin en koyu renginin yaşandığı bir hayattır. "Kâh dilden dökülür. Kâh kalem yazar. En hazin sözler. Keşke diye başlar." mustafa ayrancı     aykırı’YI BULABİLECEĞİNİZ YERLER: FATİH- İnkılâp Kitabevi, hoca üveys Kütüphanesi, Bilim ve Sanat Vakfı, Özgün Yayınları BEYOĞLU- Simurg Kİtabevi ÜSKÜDAR-Kaknüs, Yedi İklim, Zen, Üsküdar K.evleri SÜLEYMANİYE-Ağa Kapısı TOPKAPI-Akabe Vakfı (Denge Yay.), Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu MARMARA ÜNİ.GÖZTEPE YERLEŞKESİ- Eğitim Fak., Fen Edebiyat Fak., İletişim Fak. Koridorları YILDIZ TEKNİK ÜNİV.-Fen-Edebiyat Fakültesi ve Sosyal Bilimler Fak&uum... Devamı

Budanmak

2011-03-11 22:19:00

  aykIRI EDEBIYAT 11 mart 2011 SAYI:71   h-aykIRabilenlere…   SAHİBİ: OKUYUCULARI   ertuğrul gazi budur, emrah ayhan, hikmet kızıl, mehmet ender öndeş, murat koçak, ahmet uysal, tuba gündüz, ilker sezer, mustafa ayrancı, metah çakko   www.aykiriedebiyat.com,www.aykiriedebiyat.blogcu.com adres: gümüş küpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist. emrahayhann@hotmail.com metahcakko@hotmail.com SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR ... Devamı

III

2011-01-15 00:59:00

  III medet ya ilahi! mahcubum, mülk istedim, bilirim gaflettir                                          mabedi ev sandım mabudu eşya yusufsam marazımdandır, kendi çıkrığımı kırdım                                    şirke cüret ettim ki küfürdür haşâ                                müstahakım, cürmüme şeriat yetişmez                               çevirdim yüzümü çünkü kıblegâhından   ihtiras ve iktifa! yorgun cengaverleri kalbimin             öyle mağlupturlar ki kendilerine, bilemezsin                                    ne beyhude bir gayrettir sulh vehim, ümidi emzirir çünkü her gece kırk bin ayrı memesiyle ve ümit, her sabah yeni bir heyula doğurur                                    kendi kasığından   ... Devamı

Sepet

2011-01-15 00:54:00

  Sepet sepetine konulmuşuz dünya tak koluna da dolaştır bizi hayat ormanında kırmızı başlıklı kızın yürüdüğü patika yolları gezdir babaannemizin evine gidelim sonra ama korkmayalım aç kurtlar hep içerde bir yerde nasıl olsa aslında papatya diyecektim kasımpatı ya da karıştır bizi demet yap bağla ne var ki ' bağlanmak ' pek iyi gelmiyormuş henüz menekşe olanlara büşra demirağ     aykIRI EDEBIYAT   15 ocak 2011 SAYI:70     h-aykIRabilenlere…   SAHİBİ: OKUYUCULARI   m.ender öndeş, büşra demirağ, murat koçak, hikmet kızıl, çiğdem burhan, serdar ağbaba, şerif kutludağ, oğuz atahan başaran, nihat kaçoğlu, metah çakko   www.aykiriedebiyat.com,www.aykiriedebiyat.blogcu.com adres: gümüş küpe sk. No:5/6 beyoğlu-ist. emrahayhann@hotmail.com metahcakko@hotmail.com   SAYFALAR DOLUNCA cIKAR, KAFA KONFORUNU BOZAR ... Devamı

İsa'nın Dirilttiği Adam

2011-01-15 00:52:00

  İsa’nın Dirilttiği Adam!               Sağ elinde tuttuğu uzun çubuktan asa olarak yararlanan İsa, peşindeki on iki havarisiyle birlikte yürüyordu. Güneşin ışıkları yakıcı, arazi zorlu, ayakları tozluydu. O sırada, sessiz ovayı gümbürtüsüyle dolduran, sakin toprağın titremesine sebep olan bir ses duydular. Baktılar. Ses, parlak koşumlarının, güneşten aldığı ışıkların yardımıyla kıvılcımlar saçtığı, simsiyah bir atın toynaklarından geliyordu. Atın üzerinde, sadece gözlerini açıkta bırakmış bir adam…              Atlı, yanlarına gelince seri bir hareketle atından atladı ve kılıcını kınından sıyırarak İsa’nın karşısına dikildi. İsa, uzun saçlarını geriye atarak, çilenin yaktığı, gözyaşlarının çatlattığı ve umudun hatlarını çizdiği yüzünü ortaya çıkardı. Bakışlarını atlıya çevirdi.            Havariler göğe baktılar.             “Duyduğuma göre sen ölüleri diriltiyormuşsun,” dedi adam ve sesini yükselterek konuştu:      “Öyleyse dirilt beni İsa!” İsa’nın, Kudüs’ün dağları gibi sessiz ve hareketsiz durduğunu gören adam haykırdı:      “Ya sen beni dirilt ya da ben seni öldüreceğim!”            Havariler yere aktılar.              Adamın gözlerine baktı İsa; bakışları güneşin ışıklarından daha yakıcıydı.      “Dirilten de öldüren de Allah’tır!&r... Devamı

İlâ-nihaye Adem

2011-01-15 00:49:00

  İlanihaye Adem Yandırdı şevkin canımı ey derde derman kandesin canımda can sensin veli ister seni can kandesin" I. bir aşkla başladı her şey, aşkla var oldu adem. Bir başka hüznün hüznüyle yüzünü çevirdi doğya ve batıya, gövdesinin peşinde nisyana daldı ve isyana geldi... "hubut"dediler buna ve mim konuldu tam da bu noktaya II. Bakışları çoğladı önce ins'in ve kendi aksinde  aynalarda kayboldu,sularda boğuldu, ölümün en güzel yüzünü kendisi buldu. "kervankıran" dediler buna ve ins sustu... III. Kitapların ağrısıyla teninde naif sancılardan geçti adem, dilinde aşkın hırkası... "Vaslın şarabından beni saldın humarın tabına yandı hararetten içim ey ba-ı hayvan kandesin" Ölüm, o vakit üşümek tadındaydı aşk, bir kitabın önsözünden açılıyordu, kargışlarla dağışıyordu zaman, "günlerin oğluyum" dedi adem ve aşka yürüdü, zaten aşkla başlamıştı girizgah... IV. Irmaklar ağardı, aşkın yüzünde günlerin izi kaldı bunu da gördü adem... "elif" dediler buna ve lam ve mim... mimlendi zaman... "Ey  lütft-i hüsnün kişveri yandım eriştir vaslını çün senden artuk kimse yoktur bu ihsan kandesin" V. Sustu ve girdi aşkın koynuna ins... Dilini dağlayan bir mühürdü aşk... Aşk ademden önceydi ve ademden sonra...  Bunu böyle yazdılar...                     hikmet kızıl ... Devamı

Canımın İçi

2011-01-15 00:41:00

  CANIMIN İÇİ                                                                                 Meğer bir dumanmış hayat.. Meğer yalanmış evet,  hayat.. Her şey geçermiş bi’gün.. meğer insanın içi bile vazgeçermiş kendinden.. Sen benim içimdin..Ağır geldim bi’ ihtimal. Sıktım seni belki..Terk ettin beni.. İçim, terk etti beni..                 Çocukluğumun salıncak bahçesi.. İlk düşüşüm, kafamı vuruşum yere.. Sonra senin gelişin.. Sanki öyle gibi hayat.. Hayat bundan ibaretmiş gibi..Deli bir saflık..Köşede yakar top.. Mavi!..Ben de var, tut .. tut.. emi! Toplu kuka.. kaçıp saklanmalar sonra..Evin bir kapısından girip, öbür kapısından çıkmalar , küçük bir hile!, Sanki hep öyle tertemiz.. Duru bir su gibi..Çocukluğumdun..Terk ettin beni..                Eski bir plaktan bu şarkı.. Bak ne kadar neşeli..O danslar, coşmalar.. Anlatılan fıkralar..Yapılan şakalar..Gecenin bir yarısı mahallede çınlar kahkaha sesleri..Sonra kaçmalar.. Deli dolu çılgınlıklar..Neşemdin.. terk ettin beni..                İpliğe dokunur gibiydi .. Ağlarken o, gözyaşı silişleri..Baş yaslamalar dize.. Başka zamanda omuza.. Saçın okşanması.. Bi mendil daha vereyim mi? Tesellimdin .... Devamı