CAf CAf İçin

2010-11-25 11:11:00

http://www.cafcafdergisi.net/ CAf CAf İçin… şimdi ben ekonomi okuyorum ya olsun! talebe binaen arzdan nefret ediyorum, bu doğru kuşlara gökyüzüne bakın anlarsınız-ara cümle,  Allah'ın her günü menfaat kokan ağızlardan para lafzını duyuyorum ve bayım biliyorum, bu hiç iyi değil! kulaklarım paslanıyor! bir çıkış bir kaçış tanrım bin imdaatt... elifi görüp merkep sananları rahmet ve hasretle anıyorum! çünkü herrşey para gibi görünüyor herşey!-ara haykırış, imdaat dediysem, diye bildiğimden değil hani! dedikçe sıraya gömülüyorum çünkü dedikçe kalem elime yapışıyor ve başlıyorum bir insanın hayattaki en büyük amacı kar kar kar diye başlayan uzunca problemler çözmeye..ahh evet, talep arzı karşılayamıyorsa dükkanı kapatıyoruz-ara yok oluş! oysa kalemime yakışan bir öyküydü.. bir masal, bir şiir, bir mizah... affeder mi asım bey her sabah üstü hırs kokan sıraları cafcaf la donattım, dersin ortasında ben kahkaha attım, problemimin arasına sıkıştırdığım yazılardan tenefüsler de cafcafa konu olacak mizahlar düşündüm duysa daha mı çok kızar! yoksa...-ara özürle karışık itiraf heyy bayım!!! ben hayatta ince eleyip sık doku yanlardan olmadım! ayağımı yorgana göre ise hiç uzatmadım tüm paramın tüm üstleriyle cafcaf aldım kitaplar aldım! aç kaldım borçlu kaldım ele güne karşı rezil oldum!ohh lar olsun sizi içerden vurdum beyler devir iktisat devri değil işte, ne haber!-ara dalga ağır ağabeyler vardı büyük laflar ediyorlardı korktum büzüldüm bir kenara ve kıs kıs güldüm hayata mizah bulamak gerek diyordum... eline sağlık cafcaf diyordum... kısa bir mola yeterdi &cce... Devamı

Siyah Gül

2010-11-25 11:09:00

  SİYAH GÜL Kanıyorsun orda sen ey siyah gül… Mutsuz ve perişân, ağlamaklısın; Nâfile feryâdda zavallı bülbül. Şiir gibi üzgün, dokunaklısın. Kopardılar seni, sen de haklısın; Artık yalnızlıksın, artık biraz kül. Şimdi ızdırâbım ol ara sıra, Ömrüm gibi, eller bayram ederken Bir köşede öyle sol ara sıra. Dönmemek üzere ben de giderken, Ölüme geç kaldım, yaşama erken. Siyah gül, kal benden yâre hatıra! nihat kaçoğlu     aykırı’YI BULABİLECEĞİNİZ YERLER: FATİH- İnkılâp Kitabevi, hoca üveys Kütüphanesi, Bilim ve Sanat Vakfı, Özgün Yayınları BEYOĞLU- Simurg Kİtabevi ÜSKÜDAR-Kaknüs, Yedi İklim, Zen, Üsküdar K.evleri SÜLEYMANİYE-Ağa Kapısı TOPKAPI-Akabe Vakfı (Denge Yay.), Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu MARMARA ÜNİ.GÖZTEPE YERLEŞKESİ- Eğitim Fak., Fen Edebiyat Fak., İletişim Fak. Koridorları YILDIZ TEKNİK ÜNİV.-Fen-Edebiyat Fakültesi ve Sosyal Bilimler Fakültesi Koridorları ANKARA-Vadi Yayınları İZMİR/BUCA- Buca Eğitim Fakültesi (Edebiyat Öğrt. Böl.) KONYA-Nöbetçi Fotokopi (Rampalı Çarşı), Enes Kitabevi, Kitap Dünyası KONYA/EREĞLİ-Ereğli Kitabevi, Nesil Kitabevi ISPARTA-Şeyda Kitap-Kırtasiye KIRIKKALE-Şark-ı Divan Çay Evi DENİZLİ- NT Mağazası, Yaprak Kitabevi SAKARYA-İksir Kitabevi BURSA- Seriyye Kitabevi SİVAS- erguvan sahaf ORDU/ÜNYE- Ender Kitap-Kırtasiye KİLİS- Simurg Kitabevi ADIYAMAN/Kahta-Öncü Kitabevi Mardin/Kızıltepe- Kampüs Kitap Kırtasiye ŞANLIURFA/SİVEREK- Akademi Kitap Kırtasiye KAHRAMANMARAŞ- İşler Kitap Kırtasiye ... Devamı

Kum Saatini Çevirmek

2010-11-25 11:03:00

KUM SAATİNİ ÇEVİRMEK Ellerini tekrar görmesi için otuz beş yıl geçmesi gerekiyormuş demek. İnsan gezip dolaşıp yine ellerine dönüyor, ellerini yeniden keşfediyor. Başparmağını emmek, tuzlu tadını tekrar hissetmek istiyor. Avuç içlerinde ne kadar çok çizgi var. Her biri bir başka yaşamışlık… Kimi çizgi sona varmadan bitiyor. Hangisi kaderi? Hangisi acıları, sevinçleri? Elleri vatanını ne kadar özlemiş, toprak kokuyor. Bir kum saatini ters çevirmek gibi artık yaşamak. Bunca yaşanılan sırf bu an için yaşanmış sanki. Tüm yaşadıkları, bu anı anlamlı kılmak için gibi. Otuz beş yıl, görülmüş bir rüya, seyredilmiş bir film. Gözlerinin önünde bir tek elleri.  Parmakları, tırnakları… İnsan bunca acıyı sonunda ellerini fark etmek için mi çekiyor? Bunca gayenin peşinden bir anda tüm gerçekliğiyle ellerini karşısında bulsun diye mi koşuyor? Bir anda, “Hey bana bak ve beni gör! Bunca işi yapmak için beni kullandın. Benimle yedin, içtin; benimle giyindin, saçlarını benimle taradın, sevdiğini benimle okşadın. Üşüyen bedenini bile benimle ısıttın. İnsanlarla benimle kavuştun, benimle ayrıldın. Hüznünü benimle paylaştın, gözyaşlarını ben sildim. Karanlıkta ışığın oldum, düşünce seni ben kaldırdım. Tüm bunlar olup biterken adeta yokmuşum gibi davrandın!” der gibi karşısına dikilen elleri, neyin habercisi? Bir mahcubiyet havası yerini sevince bırakıyor. Hiç dostu yokmuş gibi düşünürken ne çok dostu olduğunu fark ediyor. Önce elleri, sonra gözleri, burnu, kulakları… Onlarla gördü, duydu, yaşadı. Bencildi. Bunca zaman kendisine hizmet ettiler de ancak hastalandıklarında varlıklarını hissetti. İyileştiler de yine onları unutuverdi. Mutluluğu onlarla; ... Devamı

Beni Çağdan Ayıkla

2010-10-16 18:18:00

  beni çağdan ayıkla   hadi tıkla beni dokunmatik taraflarımdan delete et, gönder geri dönüşüm kutusuna kalmadı ileti ruhumda ekranlara hapis, media player hayatım kazı kontörleri cilalı tırnaklarımdan ziple zamanın içine, sıkışıp kalayım tıkla, gıdıkla beni çağdan ayıkla   kafam fena bozuk alışverişe gitmeliyim doldurmalıyım sepetleri kapmalıyım bonusları yemeliyim, içmeliyim dizileri geceye dizmeliyim kalmadı adım, arayan gizli numara galiba biraz susmalıyım fazlaca kusmalıyım     emrah ayhan ... Devamı

Diyarbakır’ın Güzel Evlâdı

2010-10-16 18:17:00

  Diyarbakır’ın Güzel Evlâdı Hüseyin CAHİT SITKI Tarancı 100 yaşında                                                                                                             Şiire birazcık ilgisi olanların dillerinden düşürmedikleri          “Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.         Dante gibi ortasındayız ömrün!..” Diyen fakat 46 yaşında dünyamızdan ayrılıveren  Diyarbakır’ın güzel evlâdı Cahit Sıtkı Tarancı’nın dünyaya gelişinin 100 yılıydı 2 Ekim günü. Diyarbakır'ın soylu ailelerinden Pirinçcizadelerden olan ve 2 Ekim 1910’da Diyarbakır’da dünyaya gözlerini açan Tarancı, eğitimine Diyarbakır’da adım atmış, çocukluk ve gençlik yıllarının bir bölümünü Diyarbakır'da yaşamış, orta öğrenimine İstanbul’da Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne başlamış, Galatasaray Lisesinde tamamlamıştır. Mülkiye Mektebi ve Yüksek Ticaret Okulu'nda başlayan yüksek tahsilini Paris’te Sciences Politiques'te sürdürmüştür. Öğrenimi sırasında Paris Radyosu'nda Türkçe yayınlar spikerliği yapmıştır.            &nbs... Devamı

Yaşadın

2010-10-16 18:13:00

  Yaşadın… Üşengeç şiirlerle beslediğin gençliğini, savaş naralarına bulaştırmadan, ihanetlerle ödediğin karanlığın bedelini, üç elif miktarı uzatarak, bilinmezliğin ezgisine notalar devşirdin. Yaşadın…  Recmedilmiş bir kadın ile linç edilmiş bir kelebek çığlığı gibi, irin sellerinin yakamozunda, ölmekle yaşam çizgisi arasında kendi yankını dinledin. Cinnetini, cennete bağlayarak cehenneminle yoğurdun… Yaşadın… Allah’a imanını tazelerken ibni Arabî gibi karabasan rüyalarla örülü şehirleri imlasız alfabelere uladın. Yaşadın… Sahur vakti iftar açar gibi. Her sofrada payına hüzün düşen bir derviş, yüzündeki ıstırapla da şükrü bilir. “ve bir lamba yanar hafif ve sarı”. Yaşadın…  Bir dağ soluğu çekmeden ciğerlerine, kentlilerin kutsal ritüllerine taşınan tatsız bir meze tadında… Kandil akşamları tövbeye duran şehrin günahkârlarına savrulan fetvaların satır aralarında solukladın zamanı… Yaşadın… Saçları bir gecede ağaran acıların ne menem bir şey olduğunu bilmeden ve muntazam duaların neden karşılıksız kaldığını fehmetmeden şuurlu kelimelerin gölgesinden ürkerek modern yaşama yaltaklanarak tutundun şehrin gri burçlarına… Ve şimdi ölüyorsun… Kendinle/kentin arasında yorgun bir münzevi gibi…  Soluksuz telaşlar arasında terli yanaklarından hüzünler dökülür. Alabildiğine kalabalık ifadesiz bakışların gölgesinde bir ibret kurnasındasın. Dirin gibi ölün de karmaşıktı senin. Nar nur arasında… Arafın mübarek olsun.                   ... Devamı

Elif Miktarı

2010-10-16 18:12:00

Elif Miktarı…   Kıyıya vuran gönül bir “Ah” çektin, Kaç elif miktarıydı bilemedim, Kaç Elif kül oldu ahınla senin, Devirler geldi geçti sayamadım.   Zaman ki büsbütün körebe akşam, Gölgeler düştü ufka göremedim, Anne eteklerine de tutunsam, Sûruma üfürüldü duramadım.   Her soluğum borç yazılır haneme, Kuyulara düşmeyi dilemedim, Benliğim çağırıyor cehenneme, Bunca zamandır nasıl duyamadım? Fütursuz bir Moğol’dur fikirlerim, Ulaştığım yeri yakmak istedim, Dolaştım dünyayı; gövdemdekinden Başka vurulacak baş bulamadım.   Ruhuma mesken yapışık ikizler, Terazim tek kefeli tartamadım, Düşlerimde fikirlerinden izler, Ömür bitti hâlâ uyanamadım.   murat koçak     aykırı’YI BULABİLECEĞİNİZ YERLER: FATİH- İnkılâp Kitabevi, hoca üveys Kütüphanesi, Bilim ve Sanat Vakfı, Özgün Yayınları BEYOĞLU- Simurg Kİtabevi ÜSKÜDAR-Kaknüs, Yedi İklim, Zen, Üsküdar K.evleri SÜLEYMANİYE-Ağa Kapısı TOPKAPI-Akabe Vakfı (Denge Yay.), Edirnekapı Erkek Öğrenci Yurdu MARMARA ÜNİ.GÖZTEPE YERLEŞKESİ- Eğitim Fak., Fen Edebiyat Fak., İletişim Fak. Koridorları YILDIZ TEKNİK ÜNİV.-Fen-Edebiyat Fakültesi ve Sosyal Bilimler Fakültesi Koridorları ANKARA-Vadi Yayınları İZMİR/BUCA- Buca Eğitim Fakültesi (Edebiyat Öğrt. Böl.) KONYA-Nöbetçi Fotokopi (Rampalı Çarşı), Enes Kitabevi, Kitap Dünyası KONYA/EREĞLİ-Ereğli Kitabevi, Nesil Kitabevi KIRIKKALE-Şark-ı Divan Çay Evi DENİZLİ- NT Mağazası, Yaprak Kitabevi SAKARYA-İksir Kitabevi... Devamı

Öldüysen

2010-10-16 18:10:00

  ÖLDÜYSEN Şair Mekâna mahkûm lâmekân Uykuya ram bir sevdadadır zahir Gözleri uykudan sokağa akan Rüyalardan kaçamaz Rüyası gerçeğinden zehir Zamanı gemliyor kaç zamandır Açık yarasında acıyı demliyor Anlıyor, kolaymış âşık olmak Biliyor, âşık kalmak yamandır Ölü yiyiciler dolanıyor kokusuna Can çekişen yüreğini altüst ediyor Amandır Değmesin gönlüne kahır Sihrini kaybetmiş eller Şiirine kast ediyor Bir yiğit öledurmuş musallada kanuter Bir ağıt Dökülüyor bir katilin dilinden Ahhh şair, Zamana mühürlenen adındır Bir kadındır Ardınca ağıt yakan Derdini dost ediyor Pençeleniyor etin dipdiri duyuyorsun Gözyaşın ıssızlığa düşüyor şahitsiz Cellâdı mest ediyor Öldüysen şair Adandığın yadındır… a.samet dindar ... Devamı

Ateşböceği ve Kelebek

2010-10-16 18:06:00

  ATEŞBÖCEĞİ VE KELEBEK   Şarkı istediğin yere gider Çığlık istediği yere                                                Sen şarkımı kaçırdın                                                Çığlığımla baş edemezsin…   Aynı ormanda kaybolmuş iki ateş böceği Erkeği güpegündüz başlamış aramaya Kadın hep beklemiş geceyi   Aynı yerlere bakmışlar hep Biri gündüz biri gece Uzamış gitmiş kavuşmanın gerdeği   Bir gün erkek Baharla oynaşan bir kelebeği görünce Ayıramamış baharı ve kelebeği Sormuş ona Senden de güzel bir çiçeği Kaybettim günler önce Ne olur gördüysen söyle bana Nerede o güzel kadın ki hayali bile saç baş yoldurur Hangi çiçeğin nazlı uykusunda salınır durur                      Kelebeğin gururuna dokunmuş bu talihsiz söz Gördüm demiş gördüm ama Bir şartla söylerim yerini sana Önce benim daha güzel olduğumu söyleyeceksin Güzelliğim hadsizdir haddini bileceksin Yaradan neden bana bu kadar az ömür vermiş İki sene yaşasaydım bu güzellikle Aşık ederdim kendime her böceği Hatta o kara suratlı örümceği Bir işveyle deliye d&... Devamı

Dünyanın Sekizinci Harikası

2010-10-16 17:49:00

  DÜNYANIN SEKİZİNCİ HARİKASI             Önce manzarayı gördüm. Öyle muhteşemdi ki; dünyanın sekizinci harikası gibiydi. Masmaviydi…              Sonra O’nu gördüm. Denizi seyrediyordu. Aslında daha çok deniz O’nu seyrediyordu. Varoluşu boyunca hiç kimse böyle bakmamıştı denize… Eminim!               Yunan tanrıçalarınınkini andıran kaşlarının altında, bi’ mucize güzelliğindeki gözleri vardı; masmaviydi. Sanki deniz gözlerine yansımıyor da, gözleri denize güzel rengini veriyor gibiydi. O an, bakışlarını çevirse deniz kapkara olacak zannettim. Su gibiydi yüzü. Bu kelime hiçbir şeye, hiç kimseye bu kadar yakışamazdı.               Büyülendim. O’nu seyreden deniz gibi, ben de büyülendim…              Bi’ rüzgar esti. Saçlar dalgalandı. Sonra dönüp bana baktı. İçim titredi ve yandım. Kıyamet koptu ve kâinat, gözlerimin önünde tekrar doğdu. Yaşanmış ve yaşanacak her şeyiyle… Yaşamın tüm sırları çözüldü. Sadece birkaç saniyede. İçine ebediyeti alan birkaç saniyede…               Gülümsedi. Öyle şaşırdım ki ! Bunu hiç beklemiyordum. Çünkü gülüyordu zaten, dudakları gülümsemeden önce de.            - Deniz ne kadar güzel. Gözlerini bir an bile a... Devamı

Püşman / Arabesk Galaksi

2010-10-16 17:43:00

  Püşman   Üzgün ve yorgunsun bugün pişman değilsin sadece!..   fakat bu gece sen; yaz ya da kış değilsin  bir baharsın ilk ya da son olansın belki de sen hem ilk hem son olacaksın   ama sen; ilkbaharsın, açılacak çiçek değil   ve kırgınsın, kıran değil içensin, kadehi dolduran değil yorgunsun, yoran değil korkusun, korkak değil   ama sen; sonbaharsın, dökülecek yaprak değil   ve özlemsin, özleyen değil ağlayansın, gözyaşı değil söyleneceksin, dilde olan değil sevileceksin, sövülecek değil   Lakin bu gece özellikle acıyı hissedecek olansın fakat şişenin dibinde değil kanayacaksın ama sarhoşken değil..   bunlar sona erdiğinde düşünecek ve anlayacak olansın; ayrı yerdeki insanlar aynı şeyleri hissedebilir ama aynı şeyleri hisseden insanlar farklı yerlerde değildir…   uğraş başsüllü   arabesk galaksi   Ben kendimi senin ellerindeki ilmiğe bıraktım. Bir parmağımı kanattım önce daha sonra bir adam öldürdüm. Daha bir mahalleyi havaya uçurdum, bir şehri yaktım gittim.Bir şehri yakacaksam dedim daha iyisi yapacağım dedim kalabalıktan bıkmışsam dedim cansız mankenlerin gülücükleri olacak şehrimde dedim.Kan revan içinde şehirler yaptım bir şeyleri yıkacaksam aradım kudret damarlarımda ki kurtarılmış hislerdedir.İçtikçe hatırlanan küfürsüz aşklar geliyor aklıma.Kavgasız bir hayat için savaşmalıyız gibi bir şey aslında. Sağ gösterip sol vuran politikacılar.Marjinallık uğruna suya yazı yazanlar,sekslerinin komplo olduğunu söyleyen adamlar.Sokakların mış gibi duran her daim içinde bir anadolu ezgisi yatan güzel... Devamı