Telvin
telvin*
Birinci hane
Bu serseri gönül med cezirler arasında gider gelir.
Ve karar kılar belki med belki cezir.
Ah o dalgaların büyüsü, derinlerin sessiz deniz öyküleri.
Söylenceler masallar diyarı.
Kızarmış mazzarelle ile başlangıç yaptı. Hırsını yemekten çıkarmak niyetinde idi. Tane karabiberli bonfile ile bonfile dilimli Akdeniz salatası söyledi. Harman viskiler ve Simirnof vodka ile Bombay saphire de kararsız kaldı. Sarhoş olup kederin tadını çıkaramamaktan korkup vaz geçti. Doluca Nevşah ile merhabaya niyetlendi nevbahara. Pahalıydı. Ücretli günahı ayıpladı, yine vazgeçti. Sıkma portakal en iyisiydi.
Tiramisu ile şımarttı kendini…
Bir mala harç ile çatıya tutturulmuş bacalar gibi aşklar yaşadı.
Ne ölçülere uyuyordu. Nede yoldaki ışıklar aydınlatıyordu.
Nefsi yenilgiler şefkat tokatları doğuruyordu,
Cahiliye devrinde kendinin, bir günah gecesinin sabahında gençliğinin, bahçe duvarına kustuğu caminin önündeydi, on yıl sonra. Avludaki şadırvanda abdest aldı su serin ve şefkatliydi. Haziredeki selviler yukarıyı işaret ediyordu. Yukarıdaki gök tanyeri maviliğinde sükûnet fısıldıyordu yaprakların arasından. Sabah kuşları duaya kanat çırpıyordu.
Bu beş yüz yıllık kubbe ne veliler, ne mücrimler gördü. Ne âlemlerin yakardıklarını, ne âleme yakaranları…
Görünen cemaati üç yaşlı faniden ibaret, bir o kadar şüheda ve birkaç melek namaza durdu. Essalatu hayrun minen nevm (namaz uykudan hayırlıdır.) den nasipsiz koca mahalle, derin bir sessizlikte yorgan altındaydı.
Renkli gözlü kumral huriyi talep etti duasında. İnce, zarif ve narin edasıyla salınacaktı cennet bahçesinde, ona Kevser sunacak billur kâsede. Gözlerinin içi gülerek asude ezgiler fısıldayacaktı açık pembe, pembe ve beyaz zakkum çiçekleri açan ırmağın kenarında. Müezzin büyük künde kari kapının bir kanadını örtünce dünyaya avdet eyledi. Af diledi, duasına hayal zerk eylemişti, ileri gitmişti.
İkinci hane
Hüznümün keyfini çıkardım
Dalgalar vurdu kederime
Ezgiler sardı
Izdırap kapladı
Müteveffa sevdamın yasını
Birazdan gün batacak
Denizin birkaç metre üstünde kocaman, karpuz sokak lambası gibi asılı duruyordu Güneş. Göz almıyordu artık. Çok oturduğunu düşünen garson üstündeki tenteyi uzun demir bir çubukla döndürerek açtı. Arka masadaki delikanlının, yılışık esprilerine kız arkadaşı yılışık kahkahalarla cevap verdi
Güneşin mat gümüşi aydınlığı, ipeksi yumuşaklığa büründü. Beklenen kızıllıkta suya inişini göstermeden, ufuktaki kurşuni bir bulutun arkasından kayboldu.
ali ıravul
*telvin
Konu: Site Ekle - Toplist | Hit Artır
http://www.site-ekle.net.tc/
Değerli Site Sahibi;
Sitenizi Toplist Kaydı Yaptırarak Hit Desteğine Ulaştırabilirsiniz.Sitenizin Kaydını Üyeliğinizle Yaptırarak Ziyaretçi Artırabilir, Google ve Gelişmiş Diğer Google Gibi Arama Motorlarına Backlink Ekletebilirsiniz.
http://www.site-ekle.net.tc/
Adresini Ziyaret Ederek Site Kaydınızı Yaptırbilirsiniz
Teşekkür Ederiz...
http://www.site-ekle.net.tc/
Bağlantı »