YENİ SİTEMİZ:57.SAYI VE SONRASI

« Önceki | Sonraki »

15/10/2009

Yasak

YASAK

Ansızın alınmış bir kararla, huzurlu bir suskunluk ve sokulgan bir uykusuzlukla yaptığımız bir gece yolculuğundan sonra hiç tanımadığımız ve tanınmadığımız bir şehrin istasyonuna, sabaha karşı ayak bassak seninle...

 

Bilinmez bir şehrin yeni uyanan sokaklarında dolaşırken elele, üşüsek ürpersek sabahın serinliğinde… Okula giden çocukları ve uykusu gözlerinden akan, işe giden babaları ve onları uğurlayan anaları izlesek sessizce…

 

Uyduruk bir kahvaltı salonunun veya üçüncü sınıf bir çorbacının açılmasını beklesek parktaki bir bankta öylece… Başka zaman olsa asla yemeyeceğimiz, belki de dünyanın en kötü yiyecekleriyle karnımızı doyururken; birbirimizin gözlerinin içindeki sevinci görmekten başka hiçbir şey umurumuzda olmasa…

 

Sonra taşrada ne kadar temiz olabilirse o kadar temiz olan, bizden başka müşterisi olmayan, sahibinin bizi şüpheyle karışık bir memnuniyetle karşıladığı evden bozma bir otele gidip derin ve deliksiz bir uyku çeksek…Ve belki de uzun zamandır ilk defa gerçekten dinlensek…

 

Uyanınca gülümsesek gözlerimizle birbirimize ve çıkıp şehrin tek caddesine insek ikindi üstü… Gezsek zaten az olan bütün vitrinleri, saatler sonra akşam olup hava karardığında yine dönsek otele bırakmak için elimizdekileri… Sen aldıklarını tek tek bana giyip denesen yeniden…Ben seni izlesem harika bir film izliyor gibi…

 

Gece bir yerlere gitsek… Kafamızı dinleyeceğimiz bir yerlere veya kafamızı dağıtacağımız bir yerlere… Güzel bir müzik çalsa, bizi alsa götürse… Her neredeysek bir şeyler anlatsak, birazcık içsek, bir şeylere gülsek, eğlensek…

 

Sonra gecenin ilerleyen saatlerinde sahile insek ayışığında ara sokaklardan... Çöpleri karıştıran birkaç şarapçıdan ve sokak kedilerinden başka kimsecikler olmasa… Yanında ben varım diye sen hiç korkmasan, iki kolunla ve daha bir sokulsan güvenle koluma…

 

Denize ulaşsak oradan, gece karanlığında yosun ve tuz kokusuna… Otursak kıyıdaki kayalara, hiç konuşmasak… Bulutlar dağılıp Ay doğsa arkasından… Kocaman yuvarlak bir ayna gibi aydınlatsa her yanı…Şaşırsak…

 

Hiçbir şey düşünmeden dalgaların hışırtısını dinlesek… Işığın, Ay ışığının sularla oynaşmasını seyretsek sessizce; kayaların içine giren suların çıkardığı sesleri duysak sadece... Belki uzaktan, çok uzaktan geçen bir geminin hüzünlü yalnızlığındaki sarı ışıklarını görebilsek... Karanlık sularda ağır ağır ilerlerken öylesine belirsizliğe....

 

Sonra her şey dağılsa; yıldızlar dökülse yere, denizler yükselse göğe ve sesler kesilse birdenbire… Yalnız ikimiz kalsak, evren yok olsa… Sarılsak… Ve iyice… Ve sadece… Ve birbirimize…

 

Sonra birbirimizde kaybolsak; kimseler bizi bulamasa…

Sabah olmasa…

Uyanmasak…

 

metah cakko

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır