YENİ SİTEMİZ:57.SAYI VE SONRASI

« Önceki | Sonraki »

4/1/2009

Yüzemem Ben

Yüzemem Ben...

 

Bakıyorum. Uzaktan mı? Duruyor, konuşuyor. Karşımda. Fazla uzak değil o zaman. Uzak olan ben miyim? Sanmıyorum. Saçını topluyor. Kadın mı? Susuyorum. O konuşuyor. O ve etrafındaki arkadaşları. Kalabalık bir yer mi? Sağa veya sola bakmalı mıyım? Bakamam. Canımız mı acır? Acı? Sustular. Ben değil. Onlar. M ve arkadaşları.

 

                Unut onu. Hiç bir şey yok aklımda. Ona karşı hiç bir his.  Tahammülüm de yok. Dönmesini isteyen de. Dönmeli mi dersin? Dönmesin. Bunu kendime ifade etmem gerek. Ya anılar? Bitti... Unuttum bile...

 

                Uzaklardan geldim. Karşından, oturduğun taburenin karşısından. Mumlar mı yanıyor masada? Masada mı oturuyoruz? Yoksa yanan içiniz mi? İçiniz mi acıtır sizi, acıtan siz misiniz kendi içinizi? Konuşmam mı gerek? Anlaşılabilmek için mi? Yoksa, anlaşılamamak için mi? Hayatıma hoş geldiniz. Tebessüm mü ediyorum? Hayır, bayağı sırıtıyorum. Sırıtmak yakışmıyor. Kime? Ciddi mi duralım? Duruyorum. Görüyor musun? Mumlar mı söndü? Görmüyor. Sessizlik mi arttı? Kalktı mı? Neredeydik ki? Önemli miydik? Kendimizden mi bahsediyoruz yoksa? Bahsetmeli miyiz? Dur. Anlatma. Hiçbir şey bilmek istemiyorum. Bilmeli miyim? Bilmek?

 

                Yorgun muyum? Uyuyamıyorum. Hatırlayacak mı? Elim karıncalanıyor. Yerde bir yastık. Yastığın üstünde elim. Beynim de mi karıncalanıyor yoksa? Elimin üstünde bir el. Sıcak mı? Gözünü kapatıyor. Uyuyacak mı? Herkes uyudu mu? Ben buradayım, hala uyumadım. Uyuyamadım. Sessizlik çöktü yine. Uykudan mı?

 

Vaz mı geçtin?

Vazgeçmiş değilim. Hoş geldin. Kızacak bir şey yok. Kimseye bahsetmedim.

Durdun.

Durmadım. Onlar durdu. Ben konuştum seninle, duymadın mı beni?

Geçen gece de güldün.

Sana değil, kendime gülmüşümdür.

Onlara da anlattın mı?  Onlara da bahsettin mi?

Hayır. Kimseye bahsetmedim. Sordular, uyku tutmadı dedim. Kimse yoktu dedim. Evde tek başıma oturuyordum, canım sıkıldı dedim.

Sana nasıl baktıklarını görüyor musun? Seni anlamadıklarını, seninle dalga geçtiklerini görüyor musun?

Evet, evet. Görüyorum. Haklıydın. Az mı kaldı delirmemize?

 

Kafasını çevirip bana baktı. Gördüm. Sende bak. Bakıyorum. Güldü. Sen de gül. Gülüyorum. Bir şey mi demeliyim? Evet. “Nefesimi tutuyorum. Uzun zamandan beri nefesim tutulu içimde. Görüyor musun? Hiç nefes almıyorum. Sanki ihtiyacım yokmuş gibi. Yüzemem ben. Nefesimi o yüzden tutuyorum belki de. Boğulmaktan korkuyorum sanırım. Tutup çeker misin beni denizden. Dedim ya yüzemem ben. Ya sen, sen arada bir mi tutarsın elimi, yoksa boğulunca mı tutarsın. Unutmuşum, sen yüzersin. Ben nefesimi tutarım sadece. Sarıl o zaman uykuya. Ben uyumam. Yavaşça nefesimi bırakırım pencereden. Üşürsün.” Ne diyeceğimi bilmiyorum. Hala gülüyor mu? “Karşısındayım kendimin. Sorular soruyorum. Kendime mi soruyorum? Kendimdeki sana mı? Cevap vermiyorsun. Üşüyor musun hala?” Gülüyoruz...

 

                Bakıyorum...

Uzakta mı?

Yanımda kimse var mı?

Karşımda...

Saçı dağınık. Toka yok.

Elim karıncalanıyor...

Teni sıcak...

Sarıl diyor.... Gülüyorum...

Sarılıyorum....

Gidiyor...

15/12/2008

özkan kaya

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-06-24 18:18:50
    Konu: içinize sağlık...
    Uzun uzun yazılarda kısa kısa satırlar çeker insanı.
    Unut onu. Hiç bir şey yok aklımda. Ona karşı hiç bir his. Tahammülüm de yok. Dönmesini isteyen de. Dönmeli mi dersin? Dönmesin. Bunu kendime ifade etmem gerek. Ya anılar? Bitti... Unuttum bile...

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-01-18 23:49:13
    Konu: ***
    boşversene...

    Bağlantı »

  3. Yazan: Müge Alev | Tarih: 2009-01-06 11:28:29
    Konu: Tebrik ederim.
    Yüreğinize sağlık Özkan Bey, tebrik ederim.

    Bağlantı »